- Maç ile ilgili çok fazla analiz yapmaya gerek duymuyorum. Muhtemelen şimdi olmasa da yakın zamanda lige havlu atacak - bu oyun onu gösteriyor- Beşiktaş ile çoktan havlu atmış GS vasat bir derbi izletti bize. Beşiktaş zorla gol yemek istedi Hagi de bunu görüp hem çıkardığı 11 ile hem de değişiklikleri ile Schuster'i zor durumda bırakan hoca olmaktan vazgeçti. Uzun boyuna rağmen hava toplarında etkisizliği gün gibi aşikar Batdal'ı ileri dikip kanatta iptal olan Pino'yu oyunda tutup Elano'yu çıkaran - ki Elano kötü de oynuyordu ama orta saha o çıkınca boşaldı- ve orta sahayı rakibe teslim edip umutsuz uzun toplara yönelen Hagi burada teknik adam yanlışı yaptı ama bunu maçı yanlış okuma olarak değerlendirip sıradan bir hata olarak nitelendirebiliriz. Herkes hata yapar sıkıntı değil.- Lakin artık ligde hiçbir umudunun olmadığı bir süreçte Hagi kendisininde en güzel günlerinin geçtiği Ali Sami Yen stadındaki son derbiye ligin en iyi hücum beklerinden biri olan Sabri'yi kanattan çıkarıp ortaya koyarak etkisini yarıya indiriyorsa, arkasına bek olamayacağı artık bilimsel bir veri kadar sabit olan Ali Turan'ı koyarsa, sol bekte savruk da olsa oynadığı an hem konsantrasyon hem de hücum destek olarak 5 Hakan Balta gücündeki Insua'yı oynatmayıp yerine inatla Hakan Balta'yı oynatırsa bunlara "hata" diyebiliriz. Lakin bu kadar fahiş hatalarda haftalardır ısrar ediyorsa nasıl ki mevcut taraftar ve yönetim her şeye müstehak ise Hagi'ye de bu gece ki sonuç müstehaktır. Kusura bakma Hagi şu tercihlerinin savunulacak hiç bir tarafı yok.
- Her derbinin saha dışı belki de ad koyamadığımız, şeklini tarif edemediğimiz soyut etkenleri ya da havası vardır. Nasıl ki Kadıköy GS için çıkılması güç bir staddır aynısı Beşiktaş-Sami Yen ilişkisi için de geçerliydi. Beşiktaşlı arkadaşlar gücenmesinler ama her ne olursa olsun GS, Ali Sami Yen'de Beşiktaş'a yeniliyorsa ya Beşiktaş tarihinin en iyi takımlarından biri gelip zor bela kazanmıştır maçı ( 2002'de ki maç gibi) ya da bugün ki gibi Galatasaray takımı fiilen dibe çakılmıştır. Beşiktaş'ın bu kadar rahat skora ulaştığı bir GS derbisi var mıdır yakın zamanda? Ama Ağaoğlu misali bu yönetim anlayışı, bu taraftarlık anlayışı -maç başından sonuna kadar söylenen sözde Beşiktaş tezahüratına kontra olan iğrenç marş bile yeter- ve Bank Asya seviyesindeki yerli futbolcular ordusu ile biz yaptık oldu.
- Maçın genelinde pozisyon hataları yapsalar da Neill ve Cana Galatasaray'ın en iyileri olarak sayılabilirlerdi. Tabi Kewell'ın ardından. O bitik Kewell şu fizik gücüyle bile büyük maçların futbolcusu olduğunu futbolun az biraz değil epeyce zeka gerektiren bir oyun olduğunu cümle aleme bir kez daha gösterdi. Bakın son 1 yılda okuduğumuz köşe yazılarına. Hatta onu geçtim son 3-4 ayın yazılarına, TV yorumlarına bakın. Kadrosundaki kanat rotasyonu Serdar Özkan ve Aydın Yılmaz'dan oluşan bir takım hakkında kim gitsin listesi yaparlarken "Kewell artık gitmeli. Fiziken bitik. İstediklerini yapamıyor. Zorlamamak lazım" cümlesi farklı versiyonlarıyla onlara defa farklı platformlarda söylendi. Keza Cana'yı hücumu yok müdafası vasat diye eleştirip Mustafa Sarp ile bir tutanları da gördük. Neill'ın yedeği Gökhan Zan olduğu için ona pek alternatif bulamadı ulemalarımız takım içinde. Yine de Neill için bile "Aslında GS'ın topçusu değil" ya da "Gönderilmesi lazım. Çok abartılıyor" diyen eski futbolcu yeni futbol ulemalarını da görmedik değil. GS'lılık ruhu diye çıkıp "11 Metin olun" diyen yerli övücülerin şu takımdaki suçu yine çok değil bir kaç haftaya yabancı futbolculara çıkaracaklarını adım gibi biliyorum. Çünkü malum Baros ve Kewell sık sakatlanıyorlarsa "lakayıt" olduklarından. Emre Belözoğlu ve ya Arda sık sakatlanıyorsa bilin ki "şanssızlıktan". Malum ahkam kesenlerimizden anladığımıza göre "iş ahlakı" kavramı batı literatürüne Türkçe'den geçmiş.
- Son söz: Olmayacağını bile bile bir dilekte bulunacak olursam Neill'ın 1. Cana'nın 2. Kewell'ın 3. kaptan olduğu bir Galatasaray görmek istiyorum. Haksız mıyım?


