
- Adnan Polat: Aslında Cana ve Pino transferlerinden sonra çıkıp "Bu sene maddi olarak sıkıntı içerisindeyiz. Büyük bir süpriz olmazsa transfer olmayacak" deseydi hiç transfer beklentisi ve bu beklentinin gerçekleşmemesinden doğan hayal kırıklığı yaşanmayacaktı. Kulübün borçları ve stadın inşaatı gibi saha dışı konularda yaptığı güzel işler yarattığı bu suni beklentinin gerçekleşmemesi yüzünden gölgede kalacaktır. Bu sezon GS bu haldeyse en büyük hata ne Rijkaard'a ne de oyunculara aittir gözümde. Hatalıların en başında mevcut yönetimin kadro yapılanmasındaki plansızlığıdır.
- Rijkaard: Geçen sene bu sezona göre çok daha opsiyonlu bir kadro ile yine yanlış yapılanmanın bir sonucu olarak başarısız olmuştu. Ama bu sezon şu kadro ile başarı beklemek bile büyük ayıptır kendisinden. Formsuz olduğu aşikar ki bana göre en büyük sıkıntısı Üstünel'in istifası sonrası camia ile arasında iletişimin kopmasıdır.
- Kadro: Sakatlık mevzusuna hiç girmemek lazım. Neredeyse son 4 yılın illeti ve artık sıradanlaştı bu sakatlıklar. Giden oyunculara bir baktığımızda Caner,Gio,Jo,Topal,Keita gibi bazen 11'de diğer zamanlarda kenardan girecek ilk isimler olduğu. Takım şablonunun bu kadar değerli elemanları gidip yerine nitelik olarak daha düşük seviyede adamlar alınınca zaten bozuk yapı nedeniyle sıkıntı yaşayan GS kadrosu potansiyel olarak da dibe vurdu. Bugün sinir krizi geçirten Barış-Sarp-Ayhan 3'lüsünün yerine yedekten girebilecek isimler taze sakatlar Cana ve Elano ise sadece takımın orta saha rotasyonunun ne seviyede olduğunu siz anlayın. Ayhan yaşı ve kondisyonu sebebiyle artık 50 dakikadan sonra tempo yapamıyor ama el mahkum her maç 11'de başlayıp maçı tamamlama durumunda oluyor ki bu akşam Bursa karşısında elinden geleni yaptı asıl kaptan. Orta 3'lünün diğer elemanı Barış ise yine aynı Ayhan gibi normal şartlar altında GS 11'ine iyi bir alternatif olmaktan öteye gidemeyecek mücadeleci ama vasat bir futbolcu. Cana'nın sakatlığı onu 11'e tek seçenek yaptı. Mustafa Sarp'a gelirsek her ne kadar Rijkaard onun ani hücuma çıkışlarından da biraz olsun faydalanmak istese de Hakan Balta ile birlikte takımın en kaçak dövüşen futbolcusu. Geçen yılın ikinci devresi göze batmaya başlayan defoları artık izleyenlere acı vermekten başka bir işe yaramıyor. Savaşır gibi gözüken ama hiç bir rakip takım atağında rakibi karşılamayan, top tehlike bölgesindeyken olmaması gereken bir yerden olması gereken yeri göz ucuyla takip etmekten başka bir şey yapmayan sertliğe gelince Volkan Şen ile bile omuz omuza mücadeleye girince Essien ile girmişçesine savrulan Sarp takımın orta sahasında ki en yalancı performansın sahibi
- Defansa gelirsek GS'ın kalesinin Leo Franco'yu bile arayacağını düşünüyordum ki yanılmadım ama Ufuk'un hatalarını Aykut'un körelmiş yeteneklerinin dirilmesini beklemeye tercih ederim. Varsın hata yapsın Ufuk. Ali Turan'ın her müdahalesi her pası futbol değerlerine edilen galiz küfürler gibi. Hakan Balta ise eskiye nazaran hücuma daha fazla çıksa da artık sol bekte dayanılmaz hale geldi. Bu maçta yediği çalımları en son 40'lık Favalli'nin yediğini görmüştüm. Çok değil bir 10 kilo verirsem ben de Hakan Balta'nın kanadını koridor edebilirim diye oldukça ciddi şekilde düşünüyorum. Feldkamp Hasan Şaş'ı bir kaç maç sağ bek oynatmıştı hatırlarsanız. Rijkaard şapkadan tavşan çıkartan bir adam değil. Ama şu Ali Turan ile Hakan Balta'nın yerlerine sağ beke Arda Turan sol beke Harry Kewell geçse bundan daha kötü olabilir miydi sizce? Neyse efendim gelelim göbeğe. Servet Çetin Marsilya uçağının kapısından döndükten sonra bir türlü eski Servet olamadı. Önce yönetime "beni istemiyorlarsa satsınlar" diye rest çekti ardından Rijkaard için "son şansı" diye açıklama yaptı. Belli normlara sahip kulüplerde çoktan bileti kesilmişti. Buna rağmen Rijkaard'ın elinde 11'e koyabileceği yegane isimlerden ve hatta maalesef şu an kötünün iyisi olarak en "iyi"si. Lucas Neill ise her ne kadar GS savunmasına büyük güç sağlasa da sezona çok kötü başladı. Bugün adeta toğu ayağına alan her Bursaspor'lu karşısında heder oldu. Takımın tamamına sirayet etmiş depresif ruh hali ona da sirayet etmiş.
- Hücuma da bir kaç çift laf edelim diyecek olsam da defans ve orta bloğa göre çok daha umut verici bir ileri hat var GS'da herşeye rağmen. Bu sefer onları es geçelim.
- Yönetim bu saatten sonra transfer yapmaya kalkışmasın. Zaten sıkıntıdaki kulüp son anda yağılmış zoraki bir transfer ile parasını saçmasın dışarıya. Haftaya Eskişehir deplasmanında geleneksel yenilgi ile gelecek 3'te 0 ve hafta içi Ukrayna'da yaşanacak çok olası elenme durumu gözümüzün önündeyken önümüzdeki sezona hazırlansınlar. Zaten bu hızla 2011-2012 sezonunun transferlerini gelecek yıl Ağustos başına ancak yetiştirebilirler.
- Bir de Rijkaard gitsin Terim gelsin tayfası var ki ne Terim'in dibe vurmuş kariyerinden, ne söneli çok olmuş futbol ateşinden ne de artık eski heyecanlı Terim olmadığınından dem vurmaya gerek yok. Şu kadroya ve kaotik yönetim anlayışına Mourinho'yu getirseniz üçüncü gün "Ben kendimi Special One sanıyordum burada herkes kendisini öyle zannediyor" diyip ilk uçakla Ibiza'ya emekliliğine uçar. Ama Terim isterse mucize yaratacak olsun takımı küçük hesaplar peşinde sağından solundan kırparak tavuğa çeviren zihniyeti Rijkaard'ı gönderip Terim'i getirirlerse bir süreliğine GS'ı mümkün olduğunca hayatımın merkezinden çıkaracağım. Yüz küsür yıllık camia sana mı muhtaç, tavşan dağa küsmüş derseniz 81 yıl bensiz var olan kulüp tabi ki de bensiz ve sizsiz de var olur. Ama o gün gelirde haksızlığa karşı ses çıkarmadan "ne yapalım oldu bitti artık yeni dönem başlıyor" diyecek olursam artık benliğimi kaybetmiş olurum.

























