BİY AD

23 Temmuz 2010 Cuma

Rummenigge vs Fatih Terim... 1983

video

2012 Avrupa Şampiyonası Elemeleri'nde Dünya Kupasının kazananı olmasa da en akılda kalıcı futbolunu oynayan Almanya ile karşılaşacak Milli Takım tarihinde pek çok defalar Almanlar ile karşılaştıkları için atılacak "ilk gol" veya elde edilecek "ilk galibiyet" gibi psikolojik hedeflere sahip değil. Bu açıdan İngiltere maçlarına göre Milli Takım kafa olarak daha rahat daha az baskı altında çıkıyor Almanya maçlarına. 2000 Avrupa Şampiyonası elemelerinde Bursa'da Hakan Şükür'ün golüyle 1-0 yenip Münih'de rakipten daha iyi oynanılan maçta 0-0'lık beraberlikler alınmıştı. 2000 elemelerinden önceki eleme maçlarında son karşılaşmalarımız yine bir Avrupa Şampiyonası elemelerinde. 1984 Avrupa Şampiyonası elemelerinde iki ülke aynı grupta yer alırken siklet farkı şimdikine nazaran oldukça büyüktü. Bir yıl önce 1982 DK'sı finalini İtalyanlar'a kaybeden, 1980'in Avrupa Şampiyonu Batı Almanya'ya karşı Lefter'li Metin Oktay'lı jenerasyonu mumla arayan, 1980 darbesi ve öncesinde yaşanan sosyo-ekonomik buhranın futbolunu da vurduğu zayıf futbol ülkesi Türkiye. 1983 nisan ayında İzmir'de Almanların 3-0 kazandığı ilk maçın ardından iki ülke milli takımı Berlin Olimpiyat Stadın'da 26 Ekim'de karşılaşır.


Maç öncesi Berliner Morgenpost gazetesi "Türkler kadın seyirciler ile stada silah sokacak" haberi ile yaklaşık 20 yıl öncesinden 11 Eylül zihniyeti ile haberler yaparken yine Hertha Berlin taraftarlarının Türk taraftarlara savurdukları ırkçı tehditler Milliyet gazetesi arşivlerinde kendine yer bulmuş. Maçtan bir gün önce Ümit Milli takım Alman Ümit Milli takımına 7-0 yenilince ağabeyleri başta olmak üzere bizim medyamızı da bir korku sarsa da bir önceki Berlin zaferine atıfta bulunan bir manşet ile maç gününe hazırlanmışız. Erdal Keser'in "Forster'in yokluğu şeker gibi, Schuster'in bulunmayışı da bal kaymak..." cümlesinin de bir züğürt tesellisi olduğu maçtan sonra acı bir şekilde anlaşılacaktı.

40.000 seyircinin izlediği karşılaşmada Almanların görevi saldırmak Türklerin görevi de gittiği yere kadar savunmak olur. Fatih Terim'in önderliğindeki savunma hattı Rudi Voller-Karl Heinz Rummenigge-Lothar Matthaus 3'lüsünün geliştirdiği ataklara karşı ilk devre iyi dayanır ta ki maçın o ana kadar başarılı isimlerinden kaleci Adem Voller'in 45. dakikadaki şutunu önce tutup sonra elinden kaçırıp gole neden oluncaya kadar. 45 dakika oldukça iyi dayanan Türkiye ikinci yarı ise disiplini iyiden iyiye kaybeder. 60. dakikadan sonra sahada Almanya fırtınası eser. 61. dakikada kornerden gelen topa altı pas önünde Rummenigge dokunur ve skoru 2-0 yapar. 64'te Matthaus'un getirdiği topta Voller ceza sahası sağ köşesinde iki rakibini geçer ve soluyla mükemmel vurarak farkı 3'e çıkarır. İki dakika sonra Rummenigge sağ kanattan gelen derin pası topuğuyla Stielike'nin koşu yoluna bırakır, Stielike müthiş vurur, 4-0. 68'de bu sefer golü atan biz oluruz. Kornerden gelen topta skorun rahatlığı üzerinde olan Alman savunması önce Erdal Keser'i boş bırakır. Onun kale önüne gönderdiği topu ise yine kafayla Dobi Hasan ağlara gönderir. Skoru 4-1'e getiren gole Dobi Hasan'ın gösterdiği sevinç o yıllarda Türk Futbolu ile Avrupa futbolu arasındaki farkı anlamamızı sağlayabilir. 75. dakikada Almanların gol üstadı Rummenigge'nin penaltı golüyle maçın da sonucu 5-1 olarak belirlenir.


Ertesi gün "bozgun" manşetleri atılırken mağlubiyetin sorumlusu ve günah keçisi ilk goldeki hatası nedeniyle kaleci Adem olarak seçilir. Hem de sadece Türk medyası değil Almanlar da Adem'i maçın kahramanı (!) olarak lanse edip "Şayet iki takım kalecileri değişselerdi almanya kaybederdi", "Almanya Adem'e teşekkür etmeli" gibi başlıklar kullanmışlar. Adem'in yediği ilk gole oldukça sinirlenen Turgut Özal'ın televizyon başından kalkıp maçı yarıda bıraktığını yazan gazeteler ayrıca maç sonunda sahaya Türk bayrakları ile inen gurbetçi taraftarların Rummenigge'yi omuzlarına alıp stad içinde dolaştırdıklarını da yazmış. Keyifli seyirler...

Berlin, 26 October 1983, attendance: 40,000
European Championship Qualifier
Referee: Sostaric (Yugoslavia)

ALMANYA

Schumacher - Otten, Strack, Augenthaler, Briegel (81. Herget) - Matthäus, Stielike, Meier (81. M.Rum-
menigge) - Littbarski, Völler, K.H.Rummenigge

TÜRKİYE

Adem - Ismail, Fatih, Yusuf, Erdogan - Rasit, Keser, Sedat (70. Cem), Tüfekci - Hasan, Selcuk

19 Temmuz 2010 Pazartesi

Şükür!

"Profesyonel futbolcumuz Harry Kewell ile sözleşmesini bir yıl daha uzatmak üzere prensip anlaşmasına varılmıştır." Galatasaray Spor Kulübü

18 Temmuz 2010 Pazar

Forvetinize Sponsor Olmak İster Misiniz?


Avrupa'da belki başka kulüplerde benzer örnekleri vardır ama taraftarın takımındaki futbolcusuna sponsor olduğu bu tarz bir uygulamayı ben ilk defa görüyorum. Partick Thistle FC, İskoçya Birinci Lig'inde yer alan (Premier Lig'in bir alt ligi) 134 yıllık bir çınar. Glasgow'un sarı-kırmızı renkli bu takımı Old Firm'ün bünyede stres yapan gerilimli rekabetinden bunalan Glasgow'un aykırı çocuklarının takımı. Bir nevi semt takımı hüviyetindeki Partick Thistle oyuncular ile taraftarları pek çok sosyal aktivitede bir araya getirerek taraftarlar ile kulüp arasındaki aidiyet bağını daha da güçlendiriyor. Kulübün en ilginç icraatlarından biri de taraftarların futbolculara sponsor olması. Örneğin bu sezonki ücret uygulamasına göre 275£ (Sterlin) artı KDV ücreti vererek kendi seçtiğiniz bir oyuncunun sezon boyunca iç ve dış saha forma sponsoru oluyorsunuz. Bu sponsorluk işinin manevi tatmini bir yana tabi ki karşılığı da oluyor. Misalen Türkiye'de pek yaygın olmayan maç programlarında (takım kadroları, kulüp geçmişleri vs.) sponsor olduğunuz oyuncuya tam bir sayfa ayrılmış durumda ve sezon boyunca oyuncunuzun resminin yanı başında isterseniz adınız soyadınız isterseniz de sizin belirlediğiniz bir slogan yer alıyor. Sezon içinde sponsoru olduğunuz oyuncunun imzalı fotoğrafı ve birlikte fotoğraf çektirme şansının yanı sıra sezon sonunda imzalı forması da sponsor taraftarın kazanımları arasında.

14 Temmuz itibariyle kadroda forma sponsoru olmayan sadece 8 oyuncu kalmış olması ve bunların da yakın zamanda sponsor bulma ihtimallerinin yüksek olması nedeniyle sponsorluk için kulübe başvuran taraflar için "Krampon Sponsorluğu" adıyla alternatif bir sponsorluk paketi daha sunuldu. 100£ artı KDV ücreti karşılığında bir oyuncunun krampon sponsoru olan taraftarın adı (sponsor olan şirket ise şirketin adı) yıl boyunca maç programlarında yer alacak ve sezon sonunda sponsoru olduğunuz oyuncunun kramponunu isterseniz imzalanmış bir şekilde elde edebileceksiniz. Bir nevi belki de şampiyonluğu getiren futbolcunun golü atan kramponları sezon sonu sizin ellerinize geçecek. Nedir ne değildir merak eden ya da ben de birisine sponsor olurum belki diyenler için buyrun link:

Boot Sponsorship
Player Sponsorship

12 Temmuz 2010 Pazartesi

2010'un En İyi 11'i...

2010 Dünya Kupası'nın 11'i bana göre bu takımdır. Turnuvanın en flaş oyuncusu gol kralı ve en iyi genç oyuncu seçilen Müller olmakla birlikte nasıl ki 86 Maradona, 74 Cruyff, 98 Zidane ile özdeşleştiyse 2010'da benim zihnimde şimdiden Forlan ile özdeşleşti. Zidane'ın liderlik özelliklerinin Forlan'da oyun zekasının da Müller'de tekrar hayat bulduğu bir turnuvaydı. Almanya-Arjantin maçı yıllar sonra bile şu Almanya takımının oynadığı futbolun nasıl dinamik olduğunu göstermek için yeni nesillere izlettirilecek. Tıpkı yine Arjantin'in kaybeden safında bulunduğu 1974'teki Hollanda-Arjantin maçı gibi. Euro 2008'de Çek Cumhuriyet ve Hırvatistan maçlarıyla turnuva tarihine silinmeyecek şekilde kazınmıştık. 4 yıl sonra Brezilya'ya gidebilirsek insanların futbolseverlerin Dünya Kupası denilince akıllarına gelen efsanevi maçlara biz de katkıda bulunuruz diye umut etmekteyim! Fakat yazınca bir kez daha fark ediyor insan! 4 sene! Off!

10 Temmuz 2010 Cumartesi

El Clasico Ayarlı Doğum!

Dünya Kupası finaline Cruyff'un memleketi Hollanda ve Cruyff futbol düşüncesinin milli takımlardaki en büyük temsilcisi İspanya karşılaşacakken Cruyff'a bir kez daha saygı duruşunda bulunmak geçti akıldan. 2004 yapımlı "Johan Cruijff: En un Momento Dado" belgeselinde Johan Cruyff oğlu Jordi'nin doğumunu ve beklenen doğum tarihinin El Clasico'ya denk gelmesine karşı nasıl bir çözüm bulduklarını şu cümlelerle anlatıyor.

"1974 yılının Şubat ayıydı. Jordi doğduğunda buraya geleli daha 6 ay olmuştu. Sezaryenle doğdu. 15 Şubat'ta Madrid'te Real'e karşı oynayacaktık. Bebek 15'inde doğacaktı. Michels hoca bana gelip:

"Bak, biraz erken doğsa olmaz mı? Önemli bir maç sonuçta" dedi.

Bunu önerdiğimde kimse karşı gelmedi. Karım bu yüzden 9'unda doğum yaptı ben de bu sayede Madrid'e karşı oynadım. Efsanevi 5-0'lık galibiyetimizdi. Oğlumun doğuşundan hemen sonraydı. Hayatın getirdiği büyük bir tesadüf işte.Bu asla unutamayacağınız bir şey"
Johan Cruyff

5 Temmuz 2010 Pazartesi

Efsane Goller Vol.10: Jürgen Grabowski vs Bayern...

video

Efsane Goller serisinde Dünya Kupası'ndaki Alman fırtınasına saygımızdan ötürü bir Eintracht Frankfurt-Bayern Munchen (1975) maçının golü var. Bayern kadrosunda Beckenbauer, Gerd Müller ve Sepp Maier gibi sadece ülke tarihinin değil dünya futbol tarihinin de en büyük futbolcularından bir kaçı yer alıyor. Ayrıca ilerleyen yıllarda hem Alman hem de dünya futboluna damga vuracak olan Rummenigge de Bayern kadrosundaki geleceği parlak bir genç oyuncu konumunda. Video'ya konu olan efsane golün sahibi ise bir Eintracht Frankfurt efsane Jürgen Grabowski. 15 sezon Eintracht Frankfurt'ta forma giyen Grabowski ayrıca 1966, 1970 ve 1974 Dünya Kupalarında sırasıyla 2., 3. ve şampiyon olan Almanya Milli takımlarının kadrosunda yer almıştır. Keza 1972'de Avrupa şampiyonu olan Alman Milli takımının da bünyesinde yer alan Grabowski Bayern'in efsane kalecisi Sepp Maier'i sol çaprazdan sol ayağının üstüyle sağ direk dibine gönderdiği bir nevi hareket halinde yapılan bir ölü yaprak vuruşuyla avlarken bir yandan pozisyonun başında topu köşe gönderi dibinde öldürmeye çalışan Beckenbauer'i de topu ilk anda taça atmadığına pişman eder. İyi seyirler!

4 Temmuz 2010 Pazar

Hücumda Çoğalma!

Maçı izlemeyen birisi ilk etapta o kaleyi Almanya kalesi olarak algılayabilir ama 3.gol esnasında Arjantin kalesinin önünü fotoğraf karesinde yer almış. Alman istilası denilen kavrama yeni bir soluk getirmiş Löw'in öğrencileri. Bu golde asisti yapan Schweinsteiger'in topu kalecinin ardındaki Alman kalabalığına çıkarmadan önce çalım attığı son rakibinin Higuain olması ise Arjantin savunmasının ne halde olduğuna dair bize bilgi veriyor.