
- Bu gece gördük ki Fenerbahçe fizik olarak Lille'den güçlü bir takım ama Lille kadar atletik olmadıkları için Lille'in anlık tempo arttırışlarına karşılık veremediler. 2-1'lik skor deplasman maçı için avantaj ama Lugano'suz bir Fenerbahçe defansı kontra atak'a uygun bir hucüm hattına sahip Lille'e karşı daha temkinli olmalı. Bilica-Deniz ikilisi hatta yedekleri Önder'i de saydığımızda el bombası sıfatını hak edecek kadar istikrarsız bir yapı. Kadıköy'de Emre-Cristian'ın orta saha hakimiyeti Lille'in ileriyle bağlantısını koparır ki o zaman tur Fenerbahçe'ye gelir.
- Guiza'nın müthiş formsuzluğu Alex'in harika ara toplarının asist hanesine yazılmasını engelledi engellemesine ama Guiza dışında savunma arkasına forvet koşusu yapılmaması da ileride etkisizliğin bir nedenidir bana göre. Ayrıca tekrar belirtmek gerekir ki belki zorunluluktan oynuyor ama Özer'i kanat oynatmak Özer'in randımanını yüzde 20'ye indirmektir. Bugün Lille karşısındaki silik oyunu da buna en somut örnektir.

- Lille de Fenerbahçe de pek çok poziyona girdiler ama enteresan bir şekilde maçtaki 3 golde de bireysel hatalar ön plandaydı. Lille'in ilk golünde Volkan'ın ayağının dibine yatmaya çalışması ve ikinci golde Deniz'in asistine karşılık Vederson'un harika vuruşunda neredeyse penaltı noktasında yakalanan Landreau gecenin hata tahtasında yerlerini aldılar.
- Galatasaray ise Atletico maçının hakim olduğu karamsar ruh haliyle kaderine razı bir şekilde başladı maça. Atletico Barca maçı ile zirveye çıkan özgüven ile oldukça rahat ve düşük tempoda başladı oyuna. Caner'in iki gereksiz hareketi ile kazanılan frikiği Reyes tabiri caizse ölü noktaya gönderdi. Golden sonra Atletico taraftarının da şaha kalkmasıyla sağlı sollu zorlarken GS kalesini Galatasaray ise Arda'ya verilen toplar ile nefes almaya çalıştı. Simao'nun direkten dönen topu ile Aguero'nun karambol'de Leo Franco'ya nişanladığı toplar rakip adına diğer önemli pozisyonlarken Galatasaray da Mustafa Sarp'ın savunma arkasına sarktığı ve Servet'in kafa vuruşunu De Gea'nın çıkardığı iki pozisyona girdi.

- İlk yarı yokları oynayan Keita'nın ikinci yarı sağ kanada geçen Arda'nın da etkisiyle kaba tabir ile motoru ısıtması Galatasaray'ın topu ilerdie tutmasına yol açtı ki topu ileride tutan ve rakibe faul yaptıran Arda-Keita ikilisi başta Servet ve Neill ikilisi olmak üzere insiyatif kullanmayan Galatasaray geri hattına ihtiyaç duyduğu özgüveni verdi. Uğur Uçar son dönemdeki en iyi futbolunu oynadı ki ikinci yarı Keita'nın verdiği etkiyle GS rakibinin sol kanadını felce uğrattı. Keita öyle bir oyuncu ki kötü Keita Antalya'ya karşı bile saç baş yoldururken iyisi de Vicente Calderon' çizgi kenarlarını koridora çeviriyor.
- Galatasaray savunmasına baktığımızda Uğur Uçar bekinde Ujfalusi'nin oynadığı tek parçalı Atletico sol kanadını oldukça iyi savundu. Keita'yı kitlemeyi ilk yarı iyi beceren Çek savunmacı tek pozisyonda adamının kademesini kaybedince Galatasaray golü attı zaten. Hakan Balta Reyes karşısında zorlandı ama ters kademeleri ile güven verdi. Topal-Sarp ikilisi genelde vasat oynadılar. İkinci yarı Atletico topu ortaya sıkıştıranca bu ikili çok sırıtmadı ama özellikle Topal'ın pozisyon hataları ve Sarp'ın Avrupa için oldukça sırıtan yavaş futbolu ile defans önü ikilisi pek de sağlam bir görüntü vermedi. Servet yine birkaç defa yaptığı gereksiz çalımlar ile saç baş yoldurtsa da Neill'in kademesini iyi doldurdu. Neill ise enteresan bir oyuncu. Oldukça soğukkanlı ve özgüveni yüksek bir defans adamı olduğunu savunmadan top yaparak ya da alan kat ederek çıkma hususunda aldığı insiyatif ve yavaş yavaş geriye liderlik etme refleksleri bizlere gösteriyor. Gerçi bu özgüveni özellikle topu oyuna sokarken GS'ın bazen çıkışta top kaybetmesine neden oluyor ki bir gün bunun cezasını kesen takım olabilir. Açık alanda yakalandığı Aguero'dan 3 gün önce Puyol'un da yediği bel kıran çalımlardan iki defa yemesi korkuttu. Lakin topla rakip arasına girdiği vakit Forlan ve Aguero dahil rakip hücumcuların aktivitesini neredeyse sıfıra indirdi Neill. Bir de Leo Franco gitsin kaleye Aykut geçsin diyenler için farklı duygular yaşatan bir gece olmuştur herhalde. Belki GS'ın önceki kalecileri kadar iyi olmayabilir ama mevcut kadronun bir numaralı kalecisidir Leo Franco tüm hatalarına ve dengesizliğine rağmen.

- Gecenin sonunda Galatasaray ve Fenerbahçe de avantajlı skorlar aldılar. Her ne kadar kontra atak futboluna uygun bir hücum hattına sahip olsalar da deplasman performansı iç saha performansına göre zayıf olan Lille karşısında kanatlarını çalıştıran Fenerbahçe'nin rahatlıkla 2 ya da3 gol bulacağını düşünüyorum. Ama gerideki el bombalarıyla Lille karşısında gol yemeden geceyi bitirmeleri de zor gözküyor. Galatasaray'ın ise en büyük avantajı Atletico'nun kazanmak zorunda olan taraf olması gibi gözüküyor. Ama savunma yapma hususunda pek de parlak olmayan Galatasaray için bunun kağıt üzerinde bir avantaj olduğunu söyleyebilirim. Bana göre GS'ın en büyük avantajı bu gece ikinci yarı nispeten gördüğümüz özgüvendir. Aguero-Forlan-Simao-Reyes hattı korkutucu olsa da Atletico bu dağınık defansı Sami Yen'den gol yemeden çıkması büyük süpriz olacaktır.