Maçı canlı takip edemedim ama ne zamanki skorun 0-0 olduğunu ve Kewell'ın yeni girdiğini öğrendim içimde tarif edilemez bir güven ve rahatlama duygusu peydah oldu. Karakteri ile klas'ı ile işini ciddiye alışı ile takımın yegane mücevheridir Kewell. Rijkaard ister 90 ister 30 dakika kullanır ama biliyoruz ki ne kadar oynasa da işinin hakkını vermek için uğraşır bizim Harry. Hiç kapris yapmadan, hiç çirkefleşmeden. Kendisine öyle büyük bir sevgi ve saygı besliyorum ki şu satırları da ayakta yazıyorum! Büyk adamsın vesselam!
31 Ağustos 2009 Pazartesi
Seni Sevmeyen Ölsün Harry!
Maçı canlı takip edemedim ama ne zamanki skorun 0-0 olduğunu ve Kewell'ın yeni girdiğini öğrendim içimde tarif edilemez bir güven ve rahatlama duygusu peydah oldu. Karakteri ile klas'ı ile işini ciddiye alışı ile takımın yegane mücevheridir Kewell. Rijkaard ister 90 ister 30 dakika kullanır ama biliyoruz ki ne kadar oynasa da işinin hakkını vermek için uğraşır bizim Harry. Hiç kapris yapmadan, hiç çirkefleşmeden. Kendisine öyle büyük bir sevgi ve saygı besliyorum ki şu satırları da ayakta yazıyorum! Büyk adamsın vesselam!
Etiketler:
galatasaray
30 Ağustos 2009 Pazar
Bergkamp & Helder
Al sana Ajax altyapısı! Ortadaki uzun boylu sarışın Ajax'lı Dennis Bergkamp. O zaman bile sahadaki duruşu oldukça zarifmiş. Hemen yanında ise (hafif esmer olan Ajax'lı) aynı altyapının ürünü Glenn Helder! Onun kariyeri Dennis kadar parlak değildi ama o da bir dönem Highbury'e çıkıp Arsenal için oynadı. Sene 1981... Bergkamp 12 yaşında...
Tugay vs Galatasaray
Vodafone 3G reklamları bir yandan, Tuncay'ın Stoke'a transferi öncesi gündeme gelen Blackburn dedikoduları bir yandan Tugay Kerimoğlu bütün yaz'ı bir şekilde gözler önünde geçirdi. O kadar uzun süre İngiltere'de oynadı ki bazen onun İskoçya günlerini unutuyorum! O günlerden bir maç programı! Eski dostları Tugay'a karşı! Rangers vs Galatasaray! Şampiyonlar Ligi grup maçı! İlk maçta son 2 dakikada yenilen golleri bir kenara bırakırsak Rangers Sami Yen'de sürklase olmuştu. Bu maç programının ait olduğu Ibrox'taki rövanş ise 0-0 bitmişti. Hatırımda kalanlar Mc Cann'ın altı pastan vurduğu kafayı Taffarel'in ayağıyla inanılmaz çıkarışı, İskoçlar'ın top ne zaman Hagi'ye gelse stadı ıslıktan yıkmaları ve Tugay'ın güzel oyunudur. 17 Ekim 2000 Salı...
29 Ağustos 2009 Cumartesi
Transferi Değil Sezonu Kapattılar... 0-4
Sen kıçı kırık Onyewu'larl,a 30'luk delikanlılarla transferi kapat ama elin oğlu senin gibi armut toplamıyor. Tribünlerin Kırmızı-Siyah olduğu bir gün Inter'den 4 fark yemek! Koca sezonun umudunu doğmadan kürtajla almaya benzer maalesef! Adamlar belki Zlatan'ı kaybettiler ama yerine Eto'o, Milito, Motta ve Sneijder alındı. Öte tarafta Kaka gibi bir adam gitti ama yerine gelenlere değil Kaka'nın rolünü vermek bagajlarını bile vermem taşımaları için. Ne diyeyim Galliani sen de kahroluyorsun ama yeter artık bırak bu işleri. İyice Ergun Gürsoy gibi oldun. Başkan ise karı kız ile ilgilendiği kadar kulüp ile ilgilense belki bu gece ezeli rakip karşısında şamar oğlanı olmazdık. Ne güzel söylemişler be Silvio; "Kırkından sonra azanı..." diye
Derwall & Schuster...
Derwall'in Milli Takım'da görev aldığı yıllar. Schuster tipinden anlaşıldığı kadarıyla genç yetenek döneminde. İspanya'daki kariyerine rağmen Alman Milli takımında asla aranan adam olmadı Schuster! Sezon başı Rijkaard imzalamadan önceleri Schuster'in adı geldi-gelecek diye geçiyordu piyasada. Eğer gelseydi bu fotoğrafı o zaman kullancaktım blogda. Ne de olsa Schuster'in yanında durduğu zat-ı muhterem Avrupa Şampiyon'u olan takımın temellerini atan ve ülkeye futbol anlamında sınıf atlattıran bir Alman ve Galatasaray efsanesi Derwall! Ama çok şükür ki Schuster transferi yattı da ben de bu fotoyu sadece nostalji olsun diye koyuyorum blog'a. Sağ ol be Haldun!
Etiketler:
nostalji
28 Ağustos 2009 Cuma
It Is San Siro Not Guiseppe Meazza...
Önce büyük kaptan futbolu ve bizleri öksüz bıraktı. Ardından Kaka'yı kovarcasına gönderdi basiretsiz yönetim. Kalac'ın gönderilmesine sevinemeden bir başka 35'lik aldılar kaleye. Huntelaar'ın o fizik gücüyle neler yapabileceği muamma! Elde kalan umut parçacıkları da kadromuzun yegane gençleri Thiago Neves, Cardacio ve Di Gennaro'nun getireceği dinamizm. Bir de artık iyice olgunlaşan Pato ile eski haline dönmesi için dua ettiğimiz Ronaldinho. Şehrin zengin züppesi ise transfer piyasasını yine yağmaladı. Eto'o, Arnautovic, Lucio, Sneijder, Milito ve Motta'yı kadrolarına kattılar. Tüm bunlar ışığında objektif bakınca Inter avantajlı gibi gözüküyor. Tüm bu yıldızlara karşı Pirlo'nun atacağı bir frikik belki de Pato'nun bir slalom'u Jose ile Massimo'yu üzüntülere gark edecek! İşin özü Milan'dan galibiyet bekliyor bu blog'un yazarı! Çünkü unutulmamalı ki bir karşılaşma da taraflardan biri Milan'sa öte taraf teferruattır çünkü favori her zaman Milan'dır! Soldakinin sağdakine gününü göstermesini bekliyoruz çocuksu bir heyecanla. FORZA MİLAN!
Geliyorlar...
Beşiktaş her zamanki gibi zor Galatasaray ve Fenerbahçe ise genelde olduğu üzere kolay kuralar çektiler. Elimizde paraya kıyıp Eylül ayında son 2 yılın ŞL finalistini boğaza karşı canlı izlemek gibi bir seçenek var. Tabi Beşiktaş kapalısının o güne neler hazırladığını da görmek lazım. Lakin bugünkü kuralar sonunda Galatasaray'a PAO'nun çıkması çok daha enteresan bir duruma yol açtı. Bu topraklar en son FB-PAO maçlarında dominant bir deplasman taraftarı görmüştü ki Gate13 bu manzarayı bir kez daha yaşatacak gibi gözüküyor. İlk maç Atina'da ama rövanşta Gate13 ile hemen yanlarına (Eski Açık) bu sene taşınan Ultraslan arasında arışmalar hatta karşılık pet şişe saldırılarına şahit olabiliriz. Sami Yen'deki olası bir Pao golü ise misafir takım tribününü yıkar zannımca.
Etiketler:
ege'nin karşısı,
galatasaray,
uefa
27 Ağustos 2009 Perşembe
Derbi İptal Olur Mu?

2000-2001 sezonunda fikstür icabı Galatasaray önce Sami Yen'de Beşiktaş ile daha sonra 2 ya da 3 gün içinde Real Madrid ile Şl Çeyrek Final maçı yapacaktı. O dönem Beşiktaş şampiyonluk yarışından kopmuş Galatasaray ise aklı Real Madrid'de olduğundan derbi maçı erteletmek istemişti. Beşiktaş'ın kararı maçın oynanmasına yönelikti ve Galatasaray sakatlıklardan da çekinerek 5-6 as'ından eksik şekilde çıkmıştı İnönü'ye. Beşiktaş'ın kararını tartışmanın bir manası yoktu sonuçta kulüp menfaati için bunu uygun görmüştü. Lakin Galatasaray rahat bir oyun sonucu Serkan ve Jardel'in golleriyle 2-0 yenmişti ezeli rakibini. Hatta hatırlayanlar olacaktır ertesi gün manşetlerde "Alın size Maç" şeklinde provakatif sloganlar atışmıştı. Bunları niye yazdım diye merak edenlere söyleyelim. Son anda UEFa bir değişiklik yapmaz ise Beşiktaş önce Sami Yen'de Galatasaray ile ardından sadece 2 gün sonra İnönü'de Machester United ile oynayacak. Aradan 8 sene geçti ama iki kulübün yönetimlerinde o günleri hatırlayan insanlar vardır muhakkak. 2 hafta sonra karşılıklı demeç savaşları başlayabilir demedi demeyin!
Etiketler:
derbi
Minibüsteki Prens ve Gillespie'nin Çalınan Saati...
Gözünüzün önüne hafif bir perde insin biraz da buğu! Şimdi 1998'deyiz! Biraz Flashback iyi gelecektir!"Dört ünlü kulüpten transfer teklifi aldığını söyleyen yıldız futbolcu, ‘‘Artık Türkiye'de oynamak istemiyorum. Futboldan sonraki en büyük tutkum olan atlara da veda ediyorum. Avrupa'ya gideceğim’’ (Sergen Yalçın- Tutmayın küçük enişteyi!)
"G.Saray'ın maçlarını, aldığı sonuçları dikkatle izliyorum. Göreceksiniz, Avrupa'da çok başarılı olacak. Biraz sabredin, adını tüm Avrupa duyacak" (Jupp Derwall-Saygılar...)
‘‘Sıkıntılar bitmiyor. Gece yatarken rahat uyuyamıyorum. Bazı güçler tarafından engellenmek isteniyoruz. Tüm olumsuzluklara rağmen genç oyuncularla ligde 10 puan almamız ümit verici’’ (Benjamin Toshack-Bazı güçler hmmm?)
"İstanbul'da 4 bin sterlinlik saatim çalındı! Hem maçı hem saati kaybettim!" (Keith Gillespie- Arkadaş 4 bin sterlinlik saat alma nasıl bir görmemişliktir)
"Yönetim İstifa! Yeter Artık Seba!" (Trnava maçı öncesi bilet satışı sırasında taraftar protestosu. O dönem öyle bağıranlar şimdi neler hissediyor acaba?)
"Hüseyin Sakarya'da!" (Trabzon yönetimi Hüseyin Çimşir'i pişsin diye Sakarya'ya göndermiş. Belki de Sakarya'nın çöküşünün başladığı an olarak tarihe geçmeli)
"Minibüsteki Prens"
(Belki de en etkileyici nostaljik haber Nihat ile ilgili olan bu başlığın altında. 22 Eylül 1998 tarihli Hürriyet'ten alıntıdır: "Beşiktaş'ta yeni sezonun yıldızı, 18 yaşındaki Nihat Kahveci. PAF Takım'dan antrenör Hürser Tekinoktay'ın yetiştirdiği ve kısa bir sürede hazırlayarak A Takım'a yolladığı Nihat, İstanbul'un varoşlarından Bağcılar'da ailesi ile birlikte yaşam savaşı veriyor. Sezon başında A Takım'da aynı formayı giydiği arkadaşları 350 ile 400 milyar liraya imza atarken Nihat yönetimin uzattığı boş sözleşmeye 15 milyara evet dedi. Çünkü o bir yıl önce Amatör Lig'de Esenler futbol takımından bir takım formaya transfer edilmiş nereden geldiğini çok iyi biliyordu.
Emekli bir babanın oğlu olan ve ailesine futboldan kazandığı para ile bakan Nihat, Ohen, Del Solar ve Sellami'ye yönetim tarafından özel araba tahsis edilirken müteviziliğini elinden bırakmadı, 2 yıldır Bağcılar'dan, Beşiktaş'ın antrenman ve maçlarına minibüs ve belediye otobüsü ile gidiyor. ") (Yorum yapmaya gerek yok sanırım)
Etiketler:
nostalji,
Unutulmazlar
United's Best Just Too Good...
1970 senesinde Northampton-Manchester United Fa Cup maçı sonrası Northampton'da bir yerel gazete küpürü. United nispeten zayıf rakibini 8 gol ile dağıtırken George Best bu gollerin 6'sını atmış. Başlık da manidar olmuş. Tam olarak karşılığını veremesemde "United'ın İyi'si fazla iyiydi!" gibi kelime Best içerikli bir kelime oyunu yapmış gazete. "Galatasaray'ın Kader'i" ya da "Nihat Fink attı!" gibi olmasa da o zamanlar da dünyanın her yerinde gazeteler aynı metodu kullanıyorlarmış.
101 Yıl Sonra Ağustos'ta Derbi...
Endülüs Aslanı Diego Maradona
Maradona'nın Avrupa'daki son durağı Endülüs Napoli ve Barcelona'ya göre hep geri planda kalmıştır. Hatta pek çok kişi Maradona'nın Sevilla'da da futbol oynadığını bilmez. Belki bunda Sevilla forması altında ki fotoğraflarının azlığı ve o dönem yaşadığı düşüş trendi de etkilidir. Ama ne yalan söyleyeyim yakışmış forma Diego'ya. Keşke saçları da adam gibi bir berbere kestirseymiş diyesim geldi. Buyrun bir de videosunu koyalım Sevilla yıllarının da tam olsun!Link:http://www.youtube.com/watch?v=mu5CgJ2sayk
25 Ağustos 2009 Salı
Rai vs Barcelona...
1992 Kıtalararası Kupa final maçı. Yer Tokyo. Sao Paolo-Barcelona maçı oynanıyor. Tribünler hınca hınç dolu. O dönemler gerek TV yayınlarının nispeten daha kısıtlı olması gerekse de Brezilyalıların şimdinin aksine kendi ülkeleri dışına çıkmayı pek tercih etmemesinin de etkisiyle Rai gibi bir üstad frikik golü beklentilerinde geri planda kalmış. Ama herkes Koeman'dan uzun menzilli beklerken Rai fotoğraftan da görüldüğü üzere hafif yatarak müthiş bir kesme şut göndermiş kaleye. Zubizaretta'da haliyle kaleye giren topu izlemek ile yetinmiş. Bu arada o dönem photoshop olmadığını da göze alırsak kaleye giden topun arkasına nasıl gittiğini göstermek amacıyla verilen Tsubasa efekti harika olmuş.
Kusura Bakmayın! Biz İkiyüzlüyüz!

Fenerbahçe-Diyarbakırspor maçı sonrası yapılan yorumlar ve dokundurmalar gösteriyor ki ne kadar kaçınsakta belki de bilinç altının ortaya çıkardığı bir ikiyüzlülük durumu çoğumuzda var. Yaşananların rezalet olduğu herkesin buluştuğu nokta fakat işin içine Diyarbakırspor ismi girince maalesef tepki ve yorumlar birazcık değişiyor. Aynı maçta Milli Marşı ıslıklayan - ki abartıldığı gibi çoğunluk falan değildi- grup gibi onları eleştirirken belli bir şehri ve yaşayanlarını hakarete varacak şekilde eleştirenler de benim gözümde aynı. Birikmiş sinirlerini boşaltacak yer olarak futbol sahasını ve oyununu seçmişler.

Bir an için resme dışarıdan bakalım. Stad rezaletlerine son zamanların moda deyimi flashback ile dönelim ve göz gezdirelim. Ankaragücü taraftarının yılın yarısında çıkardığı olaylar hele ki şehre Beşiktaş geldiğinde yaptıkları bugünkü olaylardan farklı mıydı! Bursa taraftarının her İstanbul takımının otobüsünü şeytan taşlama ritüeli gibi taşlaması ve adeta takım faşizmi yaparak Bursaspor'dan başka takımları tutanlara göz dağı vermesi göz ardı edilebilir mi? Trabzon'da "Ayağa kalkmayan Ermeni olsun" anonsu (düzeltme: Anons değilmiş 5-6 megafon ile yapılan tezahüratmış) yapıldığında bu laf ülke vatandaşı Ermeni'lere karşı ayrımcılık ve anayasal suç değil miydi? Galatasaray taraftarının "sulu derbi" olarak hatırlanan derbi'de polis kuvvetlerine işgal kuvvetiymişcesine karşılık vermesi rezalet değil miydi?
Hani Diyarbakır dağbaşı ya, İstanbul'un göbeğinde İnönü stadından cinayet işlenmesi rezalet değil miydi! Dİyarbakırspor Sami Yen'e, Saraçoğlu'na veya İnönü'ye gittiğinde "PKK Dışarı!" lafları duyduğunda bu ırkçılığa örnek teşkil etmiyor muydu yoksa ırkçılık Batı yakası'nda suç değil miydi! Renkleri kırmızı-yeşil, taraftarının adı sürekli kanlı bıçaklı olaylarla anılan, rakibi şehrine geldiğinde sahada istediğini alamaz ise ırkçı tezahüratta bulunmaktan çekinmeyen ama her nasılsa ki her sene Süper Lig'e çıkması futbol romantiği arkadaşlarımızca çokça arzulanan bir takımımız var. Kırmızı-Yeşil'e aldanıp Diyarbakır demeyin çünkü değil! Ama her nedense bunca rezalete ve örtülü veya aleni ırkçılığa rağmen iş ne zaman Diyarbakır'a geliyor o zaman sahalarımızda örneği bile görülmeyen ırkçılık birden hortluyor! Neymiş efendim Diyarbakır siyasal nedelerden dolayı lige çıkarılmış. Arkadaş Ankaragücü zamanında nasıl ligde kaldı herkes biliyor bu ülkede neden bahsediyorsun!
Blog okuyucularının affına sığınıyorum ama bu tepkiler en hafif tabir ile ikiyüzlülük'tür. Hani Batı'dan yıllarca gördüğümüz ikiyüzlülük! Senin sahana bir çakmak atılır ihtar artı saha kapama alırsın adamlar Paris'te taraftarına soykırım uygularlar hasır altı edilir. Saraçoğlu'nda oyuncular arasında kavga çıkar 6 maç ceza yersin. Rakibin olan İsviçre'nin iki takımının maçın seyirci sahaya inip futbolcuları döver iş hasır altı edilir. Sonra da gazetelerde "İkiyüzlü Avrupa" manşetleri sayfaları doldurur! Sonra biz ülkenin iki farklı yerinde çıkan olayları sanki iki farklı gezegende meydana gelmiş gibi yorumlarız. İstiyorum ki ikiyüzlülük en azından sanal ortamı ele geçirmesin. Barcelona'nın ayrılıkçı kültürünü tarihsel altyapısını bile bilmeden benimseyip "Catalonia is not Spain" diyenler sonra çıkıp Diyarbakır için "Hainler", "Barzolar", "Haydi Irak Ligi'ne" demesinler!
L'pool vs Aston Villa: 1-3

Saçma sapan transfer hamleleri, ve Benitez'in etkisitle oluşan umutsuzluk ortamı en sonunda güzel meyvesini verdi ve Liverpool'un Anfield kalesi bu gece düştü. Tevez'in kornerden gelen topa altı pastan attığı bir gol ile United'a kaybetmişlerdi 2 sene önce. Bildiğim kadarıyla ondan beri lig yarışında Anfield'dan 3 puan alabilen olmamıştı. Aston Villa bunu biraz da Benitez'in yardımlarıyla başardı. İlk gol de Leiva'nın Hakan Şükür vari attığı kendi kalesine harika kafa golü bir yana Aston Villa oldukça rahat ve bilinçli bir top oynadı. Liverpool'un tüm zaaflarının üzerine ısrarla gitti O'Neill. Torres'in golünden sonra bile skoru korumak için tedirginlik yaşamadan göstere göstere gelip penaltıyı yaptırdılar. Tabi bunda Gerrard'ın da payı büyük. Liverpool ise Beşitaş vari bir şekilde sürekli tedirgin bir şekilde plansız hücum varyasyonlarıyla kaleye gitmeye çalıştılar ama Torres bile bir yere kadar iş görebiliyor. Şampiyonluktaki rakiplerine emekli Voronin, ismi güzel kendi yetersiz Aquilani ile kafa tutamayacağını görmeli Benitez.
Etiketler:
İngiltere
24 Ağustos 2009 Pazartesi
4-1... "Zayıf"lık İzafi'dir...
Sahada istediğini yapma konusunda Galatasaray'ın son 1 aydaki en vasat olduğu karşılaşmaydı. Her ne kadar pek çok bilirkişi "rakipler ısırmıyor, zayıflar! daha güçlü kimse ile oynanmadı" dese de Anadolu sathında Galatasaray'ın oynayabileceği zorluk derecesi yegane takımlardandı Kayserispor! Zaten bugün oyunun vasat seviyede dolaşmasına Kayserispor'un direnci ve kalitesi neden oldu. Şayet savunmada ki becerilerini hücum içinde kullanabilseler en azından skor bu kadar farklı olmazdı. Lakin bu gücü ileride kullanmak için ciddi manada varyasyonlara çalışmak gerekir. Makukula'ya atılan uzun toplara taktik demek ayıp kaçar. Tüm bunlar ışığında baktığımızda çok iyi oynamasa da kalburüstü bir Anadolu takımını 4'leyerek gönderdi Galatasaray! Şu anki görüntüye baktığımızda dönemsel gelişebilecek 2-3 maçlık düşüşleri saymazsak Sami Yen'de Galatasaray'ın Anadolu ekipleri karşısında skorları her daim 2-3 gol üstüne çıkaracağını düşünüyorum.
O yüzden Galataaray'ın deplasman maçlarında olacak artık gözler. Sami Yen'de kurduğu topla oynama hakimiyetini ve sergilediği sabırlı oyunu dışarıda ne kadar sergileyebilecek Galatasaray! Galatasaray'ın deplasman performansı takımın lig sıralamasını etkileyecek birinci etkendir. Yoksa "efendim rakipler zayıf, kimse basmıyor" lafları biraz afaki kalıyor. Sanki Galatasaray şimdi Antep-Denizli-Tallin ile oynarken 16-17-18'inci haftalarda Chelsea-Inter-Real Madrid ile oynayacak! Yarıştığınız kulvar Türkiye ligi ise bırakında rakipler 3 büyüklere göre zayıf kalsınlar!
Etiketler:
galatasaray
23 Ağustos 2009 Pazar
Halk Adamı Galliani..

Her ne kadar yönetici olarak özellikle son yıllarda dibe vurmuş bir performans gösterip pek çok kişinin - ben dahil- hayır(!) duasını almış olsa da Adriano Galliani'nin Milan sevgisi asla tartışılamaz. Aynı Türkiye'de olduğu gibi İtalya'da da gollerden sonra başkanlar ya da yöneticiler sıkça gösterilir. Biraz olsun Milan maçlarını izleyen birisi Galliani'nin gol sonrası sevinçelrinden neler söylemek istediğimi çıkarabilir. Her ne kadar ikisi de çok zengin olsalar da Moratti'de gördüğümüz zengin ve kötü kalpli efendi gülüşünün aksine Galliani'de çok içten gelen biraz Abdürrahim Albayrak biraz Zeki Alasya barındıran halktan bir sevinç görürsünüz. İşte aşağıda dün geceki Siena maçı. 2-1 kazanılan maçta Milan'ın golleri ve sayılmayan golünde Galliani'ye dikkat diyorum ve ayrıca soruyorum. Serie A'yı kim verecek ulan?
Link:http://www.youtube.com/watch?v=C5qK5NXXUew&eurl=http%3A%2F%2Ffutbolita.com%2F&feature=player_embedded#t=75
Etiketler:
milan
22 Ağustos 2009 Cumartesi
Benitez'e Haldun Lazım!
21 Ağustos 2009 Cuma
20 Ağustos 2009 Perşembe
Jesus Döndü! Savaşa Hazır Olun!

Sahaların yılmaz savaşcısı, emekçinin dostu, garibanın kardeşi, futbol "endüstri"sinin kanlısı Matias Jesus Almeyda -şayet bir terslik çımaz ise- River Plate'e geri dönüyor. Yarın sağlık kontrolünden geçecek ve sözleşme imzalayacak. Müjdeyi veren idari menajer Rodolfo Cuina Jesus'un maç başı parayı kabul ettiğini ve ayrıca imzalar atıldıktan sonra şu an var olan hafif sakatlığının da geçmesiyle 40 güne kadar hazır olacağını açıkladı. Zaten Almeyda gibi bir abimizin de garanti para ile sözleşme imzalaması abesle iştigal olurdu. Onun o gözlerden fışkıran hırsını tekrar izlemek bile yeter bana.Yürü be Jesus kim tutar seni!
Bu müjdeli haberi ulaştıran Alfredo'ya teşekkürler ederim.
Etiketler:
arjantin,
spesiyal,
transfer,
Unutulmazlar
Genç Neeskens...




Biz göremedik ama izleyenler Neeskens için büyük futbolcuydu derler! Cruyff'lu Haan'lı kadronun en önemli yapı taşlarından biriydi. Dünya Kupası finalinde Sepp Maier'e attığı penaltı golü Neeskens denilince akla gelen ilk imajlardan biri. Fotoğraflar arasında en çok son fotoğrafı beğendim. Aynı kare içerisinde Maier, Breitner ve Neeskens. 16 numaralı Alman futbolcuyu ise çıkaramadım. Bilen varsa bizi aydınlatsın. Hey gidi günler Neeskens'de gençmiş. Kafa topuna çıkarmış falan!:16 numara Rainer Bonhof'muş. Bilgilendirdiği için Enes Özbey'e teşekkürler.
19 Ağustos 2009 Çarşamba
Top Kontrolü...
Rodrigo Taddei, futbol topu ve bir şişe su. Harika bir manzara çıkmış ortaya. Lakin yine de gözümde Taddei'nin futbolculuğu 5 para etmez orası ayrı mesele.
Etiketler:
spesiyal
17 Ağustos 2009 Pazartesi
The Pair That Won The Double..-Ian Rush-
Nostalji Reklamlar'dan bir başka kare. Bu kez baş rolde Ian Rush var. Nike'ın futbol piyasasına saldırdığı dönemler. Ian Rush gibi bir Liverpool efsanesi ve ona yakışır bir slogan! Gerçi reklamın doğası gereği ayakkabılar Ian Rush'tan daha ön plana çıkartılmış kullanılan slogan ile ama bilen bilir! Çarık da giyse Rush, Rush'dır!
Skynet!!!
Tamam belki Arnold ya da yeni nesil Cameron kadar soğuk bir varlık değil Usain Bolt. Hatta oldukça sempatik. Mimiklerine bakan onu sıcak kanlı bir insan olarak değerlendirir. Ama kesin olan bir şey var Sarah Connor'ın dediği gibi makineler geliyorlar! 9:58'i koşmak en hafif tabir ile insanoğlu'nun sınırları ile dalga geçmektir. Yarışı izleyenler bunu daha iyi anlyabilmiştir. Belki de yarışanların profilleri ile 100 metre yarışları tarihinin en üst düzey yarışıydı ve Bolt çok afedersiniz ama sözlüye kalkmış lise öğrencisi gibi laubali bir şekilde kendini fazla kasmadan- en azından dışarı verdiği imaj bu- 9:58'i uçtu! Hayır şimdi bana inanmayanlar yarın bu adam 9:50'nin altına inerse ne yapacaklar meraktayım.
16 Ağustos 2009 Pazar
Aupa Athletic !!!
Önümüzde La Liga'da izleyeceklerimizin bir nevi son sürüm demosu olabilecek bir maç serisi var. İspanya Süper Kupası. Bu blog'u takip edenler fark etmişlerdir Athletic Bilbao'ya karşı ayrı bir sempati duyarım. Geçen sene kupa finalinde alınan 4-1'lik yenilgiye rağmen taraftarın takımı şehre dönüşte binlerce kişi ile karşılaması medyamızda da kendine yer bulmuştu. Athletic'in kupayı Barca'dan alması elbette çok zor ama sezona San Mames'te Barca'ya karşı alınmış bir galibiyet ile başlamak gibi bir şansları var. Nou Camp rövanşı öncesi San Mames'te alınacak bir galibiyet Bilbao taraftarını yeni sezon için daha bir coşturur! Haydi Athletic!
Etiketler:
la liga
Everton Taraftarı En Güzel Duyguların İnsanları....

Ben de dahil pek çok kişi bu sene Arsenal'in arkadan gelen Man City ile mücadelede çok zorlanacağını ve üstteki rakipleri ile arasında çok fark olduğunu düşünüyordu. Evet kadroları United ya da Chelsea seviyesinde değil ama bu sezon başı umutsuzluk havası takım üzerinde olumlu etki yapmış. Gerçi skora bakıp Arsenal'den bir Barcelona oyunu beklemek yanlış olur. Everton'a karşı hem de Goodison Park'ta alınan 6-1'lik bir galibiyet oldukça fantastik bir skor. Ama önce Denilson'un insanlık dışı golü ile gelen şokun ardından Maviler kendilerine gelene kadar atılan iki duran top golü Everton açısından maçı kafalarda bitirdi. Arsenal'e karşı oyun disiplininden kopmak ise 5-6 gollü bir mağlubiyeti kaçınılmaz kılıyor. Bu arada skoru 6-1 yapan Everton golünde çılgınlar gibi sevinen Everton taraftarını da buradan selamlıyorum! Kazanmayı değil takımı öncelikli olarak seviyorlar.
Etiketler:
İngiltere
15 Ağustos 2009 Cumartesi
Yapma Bunu Carlo...
"Premier League is tougher than Serie A" demiş Chelsea'nin yeni hocası Carlo Ancelotti. Milan ile son 4 sezon -lig performansı açısından- Serie A'da şampiyonluğa gerçek manada hiç yaklaşamamış bir hocanın böyle bir açıklama yapması Chelsea'liler için heves kırıcı olmuştur. Serie A'yı zorlayamayan Ancelotti Premier Leauge'i nasıl domine edecek acaba?
Etiketler:
İngiltere
14 Ağustos 2009 Cuma
Messi Reis...
Placar dergisi'nin kapağı. Ronaldo,Messi ve Fabregas aynı karede. Portekiz'ce "Krallar" manasına gelen "Reis" kelimesi göze çarpıyor hemen. Ronaldo ve Fabregas'ın geri planda kaldığı Messi'nin ise ön planda durduğu bir kapak. Verilmek istenen mesaj Portekizce olarak olmasa da Türkçe olarak yerine gitmiş! Burada bir reis varsa o da Messi'dir.
Etiketler:
spesiyal
12 Ağustos 2009 Çarşamba
Nostalji Reklamlar - 1- Nike

11 Ağustos 2009 Salı
Pele'nin Maşallah Dediği... Adu Odense'ye...
CM serilerinin efsane "wonderkid"iydi Freddy Adu. Free Transfer olarak daha 14'ünde onu kadronuza alıp 19'una geldiğinde kendi elleriniz ile bir Futbol canavarı büyüttüğünüzü görmek insana inanılmaz bir haz veriyordu. Lakin CM'nin her dediği doğru çıkacak diye bir şey yok! Biraz CM'nin verdiği gaz, bunun yanında ABD medyası, sponsorlar ve tabi ki Pele'nin verdiği gaz ile Adu balonu iyice şişmişti. Ta ki eski kıtaya gelene kadar. Avrupa macerasına Portekiz'den başlamak başka bir kıtadan gelmiş genç bir oyuncu için iyi bir tercih olarak gözükse de Adu'dan beklentinin bu derece yüksek olması Benfica kariyerinin hayal kırıklığı haline gelmesine yol açtı. Geçen sezon ise Monaco'da kiralık olarak forma giydi ki bu sezonu ilk sezonuna rahmet okutacak kadar kötü geçti. Şimdi ise yeni adresi futbolun daha sert ama daha düşük seviyede oynandığı İskandinav coğrafyası olacak gibi görünüyor. Odense'nin Adu'yu kiralık olarak transfer etme isteğinde ciddi olduğu ve oyuncuyla anlaştığı Amerikan spor medyasında son bir kaç gündür yazılıp çiziliyor. Daha 2o yaşında bir futbolcu olarak Adu kendinden beklenen patlamayı yapabilir. En azından Odense gibi bir takımda direkt olarak oynaması çok daha olası ve maç konidsiyonu ile birlikte futbolunda bu sene bir ilerleme yaşayabilir. Ama yine de Pele'nin onun hakkındaki düşünceleri beni biraz da olsa karamsar düşünmeye sevk ediyor. Adamın maşallah dediği 40 gün yaşamıyor!
Etiketler:
transfer
10 Ağustos 2009 Pazartesi
George Best Kapaklı Kadın Dergisi...
Yine bir George Best temalı dergi kapağı. İsminden de anlaşılacağı gibi bu sefer futbol değil bir kadın dergisi. 3 Haziran 1978 tarihli Woman dergisi kapağı. George Best yanında olmazsa olmazı ile :) birlikte demeç vermiş. "Fulham burası gibi değildi" mealinde bir şeyler söylemiş. Dönem Best'in Fulham'dan ayrılıp ABD'de sefa sürdüğü dönem. Fulham ile ABD arasında fark var derken futboldan mı yoksa başka bir şeyden bahsetmiş orası tam bir muamma tabi ki!
9 Ağustos 2009 Pazar
Dakika 45, Gol Bünyamin
Dakika 45. Gecenin golü geliyor. Gol atan kazanır muhabbeti gibi atılan gol ve maçın bitişi.Yürü be NtvSpor!
Etiketler:
spesiyal
TFF Jarque'den İbret Almalı....
Yarın 19:30'da Gaziantep'in gölgede bazen 40 dereceleri bulan sıcağında bir lig maçı oynanacak ve kimse yarın bir Puerta, Jarque veya Meduna örneği görmeyeceğimizin garantisini veremez. Evet ömrün garantisi yok ama bazı uygulamalar yaşam ile kumar oynamak manasına geliyor. Toprağın bol olsun Jarque! Belki ölümün bu diyarlarda akılları başlara getirir diye umuyorum ama tünelin ucunda ışık yok maalesef!
8 Ağustos 2009 Cumartesi
Bask-Siyaset-Athletic
İspanya'nın ana muhalefet partisi PP'nin Bask bölgesi adayı Antonio Basagoiti'nin yaklaşan seçimler için yaptığı bir nevi sanal reklam. Yarı final öncesi takım elbisenin altına Athletic forması ve başlık "Haydi Athletic". Bizde eskiden hangi politikacıya sorsan "milli takım" derdi. Gerçi şimdi de Avrupa'da ki -özellikle İspanya- muadilleri kadar özgür değiller. Sadece Fenerbahçeli olduğu için özellikle Trabzon'da dünya oyu boşa gitmişti Erdoğan'ın. Yine de resimdeki gibi ucuz yatırımlar hoşuma gitmiyor.
Etiketler:
athletic
7 Ağustos 2009 Cuma
Diyarcelona...
Etiketler:
spesiyal
Bahtsız...
Söyleyecek bir söz bulamıyorum. Galatasaray.org'dan alıntıdır.Sağlık Raporu: Tobias Linderoth
Yapılan tetkiklerinde sol dizinde menisküs yırtığı tespit edilen Tobias Linderoth yarın sabah Acıbadem Bakırköy Hastanesi’nde ameliyat olacak.
Futbolcumuza geçmiş olsun diyor ve en kısa sürede sahalara dönmesini diliyoruz.
Etiketler:
galatasaray
6 Defa Rijkaard'ı Gördüm İnşallah Hayırdır!
Ne rakibin zayıflığından dem vuracağım ne de takımın artık duran toplar ve kanaat akınlarında bir düzene geçtiğinden dem vuracağım. Atılan 6 gol sonrasında yedek kulübesinde önce Rijkaard yanında da Neeskens'i görmek bile sadece Galatasaray'da nelerin değiştiğini anlatmaya yeter. Zaten Chao Grey ve Pclion detaylı olarak incelemişler mevcut değişimi. Bu arada şükür en sonunda koşan ve takla atan zencimiz var. Vatana millete hayırlı olsun!
Etiketler:
galatasaray,
uefa
6 Ağustos 2009 Perşembe
Havada Asılı Kalmak...
Muhtemelen bir duran top. İçeri bir orta yapılmış ve içlerinde Best'in de bulunduğu 4 oyuncu aynı anda havada asılı kalmışlar adeta. Sanki zaman onlar için durmuş ve arka planda ayakları yere basan arkadaşları da onları izliyor şaşkınlık içerisinde.
Öncelik Huntelaar mı Olmalıydı?
Huntelaar yetenek olarak Milan taraftarını heyecanlandıracak ve yaşı itibariyle takıma ihtiyaç duyduğu dinamizmi sağlayacak Milan'a yakışacak bir transferdir. Lakin bir Milan sempatizanı olarak transferde önceliğin savunma ve orta saha bölgelerinde olması gerektiğini düşünüyordum. Savunmanın ortasına Onyewu alınmasına rağmen 2 transfer, orta sahaya da yıllardır eksikliği hissedilen sprinter iki kanat oyuncusu alınmalıdır bana göre. Bayern karşısında Milan'ın savunmasının artık nasıl elek haline dönüştüğünü gördük. Orta saha ise ya Gattuso-Ambrosini-Flamini gibi savaşçı ya da Pirlo-Seedorf hatta Ronaldinho gibi topu iyi kullanan ama topu rakip sahaya taşıma konusunda fizik kondisyonlarının da etkilediği noksanlıklara sahip oyunculardan kurulu. Bu mevkilere transfer yapılmaz iken forvet transferi yapılması biraz yersiz oldu gibi. Evet taraftar transfer bekliyordu ve Huntelaar biraz da bunun için alında lakin defansınız ve orta sahanız işlerlik kazandıktan sonra Serie A'da Pato-İnzaghi ikilisi ile bile başa oynarsınız. Ama bu müdafa ile zor be Milan!
4 Ağustos 2009 Salı
George Best: Playboy or Playmaker?
3 Ağustos 2009 Pazartesi
Alonso ve Domino Etkisi...
Transfer piyasasındaki hamleleri belirleyen etkenler arasında en önemlisi bir transferin oluşturduğu domino etkisidir. Man City'nin Adebayor ve Tevez hamleleri Bojinov ve Jo'nun hatta Elano'nun gidişinde dolaylı olarak etkili oldu. Keza Deco'nun olası bir Serie A yolculuğu Pirlo'nun Chelsea'ye transferine bağlı. Benzeri bir etki Xabi Alonso'nun Real Madrid transferine yol açacağa benziyor. Liverpool çok büyük bir aksilik olmaz ise Roma'lı Aquilani'nin işini bitirdi. Aquilani transferi Xabi Alonso'nun Madrid biletinin okeylenmesi manasına geliyor. Keza Mascherano'nun da kulüpte kaldığını söyleyebiliriz.
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)

