BİY AD

31 Mayıs 2009 Pazar

Cenabetis!

Ersen Martin, Tuncay Şanlı, Çağdaş Atan ve Mehmet Aurelio. Bizimkiler nereye gittilerse kuruttular bu sene! Arda-Everton dedikoduları geçerken şu an David Moyes'in geleceği ile ilgili endişelendim şimdi! Bu arada yine kafamız şişmeye başlayacak "Aurelio geri dönüyor" diye!

Sinan Bolat A Milli Takım'da


Sinan'ın da son dönemde diğer gurbetçilerin maruz kaldığı dışlanma politikası ile karşı karşıya kalacağını düşünüyordum ki yanılmışım. Fatih Terim hafta içi oynanacak 2 hazırlık maçı için kadroya çağırmış Sinan'ı. Özellikle son 10 yılda pek çok gurbetçi oyuncu Milli Takım'da oynamıştı ama Kaleci mevkisinde Türkiye dışında alt yapı eğitimi almış bir kaleci herhalde A milli takım için ilk olacak. Çünkü Sinan'ın yerinin kalıcı olacağını düşünüyorum. Bu arada maçlar Azerbaycan ve Fransa'ya karşı yapılacakmış. Azerbaycan maçı Kayseri'de Fransa maçı Stade de Gerland'da.

KALECİLER

1-

SİNAN BOLAT

ROYAL STANDARD LIEGE

2-

UFUK CEYLAN

MANİSASPOR

3-

VOLKAN DEMİREL

FENERBAHÇE

SAVUNMA OYUNCULARI

4-

GÖKHAN GÖNÜL

FENERBAHÇE

5-

SABRİ SARIOĞLU

GALATASARAY A.Ş.

6-

CEYHUN GÜLSELAM

TRABZONSPOR A. Ş.

7-

EREN GÜNGÖR

KAYSERİSPOR

8-

BEKİR İRTEGÜN

GAZİANTEPSPOR

9-

İBRAHİM KAŞ

GETAFE CF

10-

GÖKHAN ZAN

BEŞİKTAŞ A. Ş.

11-

HAKAN KADİR BALTA

GALATASARAY A.Ş.

12-

İBRAHİM ÜZÜLMEZ

BEŞİKTAŞ A.Ş.

ORTA SAHA OYUNCULARI

13-

KAZIM KAZIM

FENERBAHÇE

14-

TUNCAY ŞANLI

MIDDLESBROUGH FC

15-

EMRE BELÖZOĞLU

FENERBAHÇE

16-

NURİ ŞAHİN

BORUSSIA DORTMUND

17-

YUSUF ŞİMŞEK

BEŞİKTAŞ A. Ş.

18-

MEHMET TOPAL

GALATASARAY A. Ş.

19-

CANER ERKİN

CSKA MOSCOW

20-

ARDA TURAN

GALATASARAY A.Ş.

HÜCUM OYUNCULARI

21-

HALİL ALTINTOP

FC SCHALKE 04

22-

MEVLUT ERDİNÇ

FC SOCHAUX

23-

NİHAT KAHVECİ

VILLARREAL CF

24-

SEMİH ŞENTÜRK

FENERBAHÇE

25-

SERCAN YILDIRIM

BURSASPOR

30 Mayıs 2009 Cumartesi

Şampiyon Beşiktaş...

Hani denilir ya "bir kızı on kişi ister, ama bir kişi alır" diye. Kimse çıkıpta "Beşiktaş iyi oynamıyordu", "rakipleri şöyleydi, böyleydi" demesin. Kupa Beşiktaş'ı ne kadar istediyse Beşiktaş o kupayı iki katı daha fazla istedi. 6 senelik hasretin bitmesi Beşiktaş'ta çok şeyleri değiştirebilir. Belki Demirören rezil geçen yılların acısını duble yaparak çıkardığı için elini eteğini çeker. Beklenilen şampiyonluğun getirdiği özgüven ve rahatlama ile önümüzdeki sene İnönü'de çok daha rahat oynayan bir Beşiktaş bekliyorum. Daha sabırlı tribünller, daha baskıdan uzak futbolcular. Hayırlı Olsun!

Aldair vs Hayrettin... Yapma Hayrettin....



Ulan Hayrettin, ne kızmıştım sana bu golden sonra. Halbuki Hakan atmış 2-1'e getirmişiz deplasmanda skoru, niye Aldair'den böyle bir gol yersin. Adam topa Vatikan'dan vursa bile yiyecekmiş gibi Hayrettin. Halı saha kalecisi derler ya o misal! Bu maçın rövanşında Papen Mustafa çok iyi oynamıştı da 3-2 kazanıp elenmiştik. Hayrettin'in becerisi bir tura mal olmuş gördüğümüz kadarıyla. Gerçi PSG-Galatasaray eşleşmesini hatırlayanlar beni daha iyi anlarlar. Bu arada 3-2'lik rövanşta Falco eliyle gol atmıştı da hakem saymamıştı. Yıllardır uktedir içimde, belki golü verse "Tanrı'nın El'i" muhabbetleri bizim medyada da dönmüş olacaktı. Hey gidi günler...

Hastasıyız!!!

29 Mayıs 2009 Cuma

Ferhat Öztorun Trabzon'a...

Bonservisi ile Manisa'ya gönderildiğinde aslında pek fazla tepki gelmemişti Galatasaray taraftarından. Nedeni biraz da Hakan Balta'nın varlığıydı. Ama bu sezon görüldü ki Balta'nın olmadığı bir sol bek'i Volkan Yaman'a emanet bırakmak intihar niteliğinde. Pek çok Galatasaray'lı sözleşmesi biten ve Manisa'da tecrübelenen Ferhat'ın Galatasaray'a geri döneceğini düşünüyordu. "Öz evladımız" ve "yuvası burası" minvalinde ortaya çıkan bu dedikodular büyük ihtimal ile sadece lafta kalmış olacak. Eğer son anda bir pürüz çıkmaz ise Ferhat önümüzdeki seneTrabzonspor'da forma giyecek. Böylece Cale'nin en sonunda bir yedeği-alternatifi- olmuş olacak. Bu transfer hem Ferhat için hem GS'deki bir diğer sol bek aday ıAlparslan için belki de en hayırlısı oldu. Seneye ikisini de daha çok izleyeceğiz diye düşünüyorum.

Sanal Tribün Şovu...

Kurtlar Vadisi Pusu. Dakika 61. Yer-mekan balonlar, herşeyin dizi ile alakasız olduğu bir 10 saniye geçti böyle. Kimin aklına geldiyse "helal olsun". Bir daha ki bölüm de havai fişek patlasalar ya. Ya da el bombası da olur!

Not: Sadece Bölüm ve Dakika 61 değilmiş. Ayrıca uçurulan balon sayısı da 61'miş.

28 Mayıs 2009 Perşembe

Wise&Zola...

Ne Drogba'lar Anelka'lar ne de Lampard'lar Ballack'lar. Gözler Wise'ı arıyor Zola'yı arıyor...

Vefa'mı, Traş mı?


Hakan Şükür, Hagi, Bülent Korkmaz, Ergün Penbe, Arif Erdem, Hakan Ünsal... Bu oyunculara yapılmayan ufak jestler Tugay'a yapılacak yönetim tarafından. Neden? Galatasaray yönetiminin "vefa" ve "saygı" geleneği yüzünden mi(!)? Hani Ahmet Çakar bolca kullanır ya "eyyam" diye. Bu yapılanlar da bir nevi eyyam bana göre. Galatasaray'dan ayrılalı yıllar olmuş, Blackburn'de Galatasaray'da oynadığı kadar oynayıp efsane olan bir futbolcunun İngiltere'de yapılan ve medyamızda haklı şekilde örnek gösterilerek servis edilen "veda töreni" sonrası Galatasaray yönetimi konjonktürden faydalanıp kendilerince bozulan imajlarını düzeltmeye çalışacaklar hafta sonu. Belki de bu gösteri 2-3 hafta sonra Hasan Şaş ve Bülent Korkmaz'ın gönderilmelerinde gelebilecek eleştirilere karşı önlem olarak da düşünülebilir. Sözlerim yanlış anlaşılmasın. Tugay Galatasaray tarafından onurlandırılmayı sonuna kadar hak etmiştir. Ama ondan daha çok hak eden pek çok oyuncuya gösterilen vefasızlıktan sonra yönetimin yaptığı bu organizasyon samimyetten yoksun geldi bana!

Galatasaray.org'dan yapılan açıklama

Galatasaray forması altında 11 yıl boyunca unutulmaz başarılara imza attıktan sonra futbol yaşantısını İskoçya ve İngiltere’de sürdüren, sahada gösterdiği performansın yanı sıra centilmenliği ile de Türk futbolcusunu Avrupa’da en iyi şekilde temsil eden eski kaptanımız Tugay Kerimoğlu, nokta koyduğu aktif futbol yaşantısının ardından Galatasaray taraftarı ile vedalaşmak üzere Ali Sami Yen Stadı’na olacak.

Eski futbolcumuz Tugay Kerimoğlu’na Galatasaray’a ve Türk futboluna yaptığı hizmetlerden dolayı bu hafta oynanacak olan Galatasaray – Sivasspor karşılaşması öncesinde Başkan Adnan Polat tarafından bir plaket verilecektir.

27 Mayıs 2009 Çarşamba

11 Maximus...


Barca takımı bu akşam Roma'da 11 Maximus gibiydiler. İlk beş dakika baskı ile başlayan bir United ve ardından Barca golünden sonra Barca'nın hakimiyeti altında geçen bir maç. İlker Yasin onca yanlış lafın arasında "Barcelona oynuyor United izliyor"dedi defalarca ki doğru söylediği tek laf buydu. Bu sene 4 yedikleri Liverpool maçında bile bu kadar aciz düşmesi United. Barcelona rüya gibi bir sezonun sonunda harika bir bitiriş yaptı. Bu arada Park ne işe yarar hala anlamış değilim. Bu kadar gereksiz bir adam daha görmedim ben. uığur Boral bile daha çok çırğınırdı en azından.

Bu arada Barcelona 3. ŞL şampiyonluğunu kazandı. Bizi yakalamalarına (!) kaldı 4 kupa. Ha gayret lan az kalmış :)

26 Mayıs 2009 Salı

Hayallerin En Güzeli... Cruyff...


Evet, kulübün mali yapısı ve Cruyff'un dünya futbolundaki yeri belli ama hayal kurmakta mı parayla arkadaşım! Kenarda otursa, yaksa sigarasını, Total Futbol serisinin Ajax ve Barcelona'dan sonra 3. devam filmini burada çekse ya! Tamam böyle serilerde her zaman ilk film efsane olur ama bize ilk filmin kötü bir kopyası da yeter be "Sarı Fare". Yedek kulübesinde oturan adamın Modern futbolun yaratıcısı olduğunu bilmenin verdiği haz ve Cruyff'un oynatacağı "haz var dahası var" misali, masalsı futbol. Yeni hoca seçilene kadar hayal kurmak elimizde nasıl olsa, kuralım hayallerin en güzelini!

Maldini'nin Rekoru'nu Hangisi Kıracak? Manu-Barca?


Yarın Başkent Roma'da Manchester United ile Barcelona ŞL Kupası için deyim yerindeyse çarpışacak. Her ne kadar favorim Manchester olsa da 2 yıl üst üste Avrupa Şampiyonluğu'na karşı başarıya aç bir hoca'nın tabiri caiz ise yeniden hayata döndürdüğü Barcelona daha çok arzuladığı bu kupayı kazanırsa da doğal bir sonuç olur. Bu maç ile ilgili farklı bir anektod verecek olursak bu maç iki takımın Avrupa Şampiyonluğunda Paolo Maldini'yi geçme maçı olacak!Nasıl yani derseniz, daha önce 3 kez şampiyon olan Manu ve 2 kez şampiyon olan Barca toplamda 5 şampiyonluk kazanan Maldini'yle eşit durumdalar. Yarın kim kazanırsa kazansın bu ikili toplamda Maldini'yi geçmiş olacaklar. Bu onur hangisinin olacak hepimiz merak içindeyiz!

Shearer Newcastle İlişkisi ve Bize Öğrettikleri...


Premier League'in en ateşli taraftar toplulukarından birine sahip olan ve maddi imkanları çoğu takıma göre çok daha geniş olan Newcastle'ın küme düşmesi çoğu kişi için süpriz oldu. Kadrosundaki isimler ve yakın geçmişteki Shearer'lı, Ketsbaia'lı kadrolar akıllardayken şaşırmak normaldi lakin Newcastle'ın son yıllardaki yanlış kadro yapılanması ve mevcut kadro ile öne koyulan hedefler arasındaki büyük uçurum 4-5 senedir Newcastle'ın neredeyse tüm sezon boyunca hedefsiz bir takım olmasına yol açtı. Bu hedefsizlik en sonunda Newcastle'ı küme düşürttü. Ligin son dönemecine girilir iken efsane kaptan Shearer-paraleli Bülent Korkmaz'dır- takımın başına getirildi. Kulüp içi karizması ve heyecanı ile takımı kurtarsın diye. Tıpkı Bülent Korkmaz gibi! Ama Shearer kısa dönemde beklenilen sonucu elde edemedi. Tıpkı bülent Korkmaz gibi! Şimdi hüsran ile biten sezon sonunda Newcastle yönetimi Shearer ile görüşmelere başlamış. Dedikodulara göre 4 yıllık sözleşme ve kadroda revizyon için 30 milyon Euro talep ediyormuş Shearer, Newcastle yönetiminden. Newcastle ile Shearer anlaşır anlaşmaz orası ayrı bir konu ama işte tam da burada Bülent ile Alan arasındaki fark ya da Türk ile yabancı arasındaki fark kendini gösteriyor. Bülent'i getirdiği an bile 6 ay sonra göndermek için getiren ve bir an bile hocasına güvenmeyen, sürekli arkasından başka isimler ile görüşen bir yönetim ve karşısında teknik direktörlük makamına saygılı ve en acı çektikleri anda bile rasyonel düşünebilen Newcsatle yönetimi. Bir yanda boş mukavele imzalayan, gel denilince gelen, git denilince giden Bülent Korkmaz öte yanda planlı ve kalıcı bir başarı için isteklerinden taviz vermeyen Shearer. Karar sizin!

25 Mayıs 2009 Pazartesi

Güme Gidenler....


Geldiği günden bu yana beklenilen an Bjk-Gs derbisi yüzünden biraz gölgede kaldı ama Roberto Carlos vuruş tekniği olarak yılın en iyi duran top golünü attı...

Eskişehir kalecisinin solunun bomboş bırakıp "abi atıver golü köşeye" demesine rağmen Alanzinho yine bir aşırtma golü atmış. Kardeşim sen normal gol atamıyormusun?

Orkun'un kalede oynaması ilk baş çoğu Galatasaraylı'yı endişelendirse de önündeki savunma ile kimse daha iyisini yapamazdı. Orkun'un mimiklerini ve kalede dururkenki heyecan ve dinamizmini özlemişiz be abi! Leverkusen maçının diyetini 1,5 senede ödeyemedi çocuk!

Kewell'ın golü yılın hazırlanış ve bitiriş olarak en iyi 10 golü içine rahatça girer ama o golde güme gidenler arasında.

Konyaspor küme düşerken Denizlispor kümede kalmayı garantiledi. Kratochvil için dramatik bir durum.

Bu arada Avrupa'da ligler biterken Tuncay'ın boro'su ile Ersen'in Huelva'sı küme düştü. Getafe ve Real Betis'in sıralamaları göz önünde bulunursa bizimkiler gittikleri yerleri kurutmuşlar denilebilir!

Önce-Sonra...


24 Mayıs 2009 Pazar

Teşekkürler...


Bugün attığın gol ve gösterdiğin özveri ile hakkındaki görüşlerim artık sarsılamaz derecede sabitleşti. Takımda teşekkürü hak edecek biri varsa o da sensin Harry. Rezil geçen bir sene de senin gibi bir futbolcuyu bizlere izlettiğin için sana TEŞEKKÜRLER!!!

Bayrakların En Şanlısı... Adamların En Has'ı...


1984-85 sezonunun ikinci yarısında bir Udinese maçında bir sakatlık sebebiyle Milan oyuncu değişikliği yaparken sahaya efsanevi kaptanlardan Cesare Maldini'nin oğlu genç yetenek Paolo giriyordu. O sezon sadece o Udinese maçında oynasa da ertesi sezondan itibaren Milan kadrosunun vazgeçilmez elemanı olur Maldini. Ve Maldini efsanesi o dönem başlar. Ta ki bugüne kadar sürer bu efsanevi kariyer. Büyük kaptan 24 senedir Milan formasıyla nice zaferler yaşadığı San Siro'ya son kez çıkıyor. 900 maçı geride bıraktı ve son bir veda busesi için San Siro'ya çıkıyor. Maçın skoru hiç önemli değil. Keşke tüm maç boyunca Roma atak oynasa da Maldini'yi bol bol son defa görebilsek. Eğer Bayrak adam sıfatı kullanılacak ise dünya üzerinde bu sıfatı Maldini'den fazla kimse hak etmemiştir. Maldini "bayrakların en şanlısı" , "adamların en has'ıdır". Sensizliği bilmiyoruz çünkü daha önce hiç tatmadık be Kaptan!'

23 Mayıs 2009 Cumartesi

Kurtlar Şampiyon!!! Vos-Vos'lar Konvoya!


Takımın uluslararası piyasada değeri yüksek tek oyuncusu italyan Barzagli. Forvetler bir türlü istenen patlamayı yapmamış Grafite ve gelecek vaadeden Boşnak Dzeko. Kalede Euro 2008'de İsviçre kalesini koruyan Benaglio. Evet belki fena takım değil ama laf şampiyonluğa gelince takımın kağıt üstünde en büyük silahı Felix Magath'dı. Magath bir yandan takımı belli bir oyun düzenine sokmaya çalışırken bir yandan da kendi silahlarını tabiri caiz ise upgrade etti. Dzeko ve Grafite Bundesliga'nın en efektif forvet hattı oldular. Tabi tüm bu gelişmelere rağmen Bundesliga'da Türkiye benzeri bir lig yarışı ve düşük bir şampiyonluk barajı olmasa Wolfsburg bu mucizeyi gerçekleştirebilir miydi? Bunun cevabı belki hayır ama sonuçta tarihinde ilk defa şampiyon olmuş ve bunu sahasında cümle aleme ders verir şekilde kutlayan bir Wolfsburg var. Helal olsun!

Bjk-Gs denilince aklıma gelenler...


Nouma'nın Atatürk Kupası'nda topukla attığı gol.
Andread Fleurquin'in ligde attığı iki golü de Bjk'ye atması.
Sergen'in 100. yılda şampiyonluğu getiren golü.
90+3 Hasan Kabze...
Nihat'ın ilk parladığı kupa finalinde ceza sahası dışından 90'a gönderdiği gol...
Fevzi'nin Ali Sami Yen'de penaltı canavarı'na dönüşüp türkiye Kupasını kazandırdığı final maçı...
Beşiktaş'ın 40 küsür maçlık yenilmezlik serisini İnönü'de Galatasaray'ın bitirdiği 3-1'lik maç ve Hakan Şükür'ün derbi golcüsü olmaya başlaması.
Hakan Şükür ile Ertuğru Sağlam'ın düellosuna dönen 3-2'lik maç.
Ha bir de şu saçma tezahüratlar vardı "Beşiktaş sen bizim kardeşimizsin"(Meali- oğlum bize yatın da Fener şampiyon olmasın) ve "Zalad gelsin sizi kurtarsın".

22 Mayıs 2009 Cuma

Boca Juniors vs Defensor Sporting... Favori Nakavt




Libertadores'in her zaman en büyük favorisidir Boca Juniors. Ama dün Uruguay takımı Defensor'a yenilip elenince sadece kendi taraftarlarında değil tüm Güney Amerika futbolseverlerinde dumura yol açtı. İlk maçta deplasmanda alınan 2-2'lik skor zaten favori olan Boca için işi garantileme manasındaydı ama Bombonera'da alınan 0-1'lik süpriz yenilgi beklenmedik şekilde Defensor'un turu geçmesini sağladı. Hücumda başta Riquelme olmak üzere ellerinden geleni yaptı Boca forvet hattı ama Defensor kalecisini geçemediler. Ama defansta yaşanan sıkıntılar iyice ayyuka çıktı bu maçta. Defensor'un yerine hücum hattı daha becerikli bir takım olsaydı maç 1-0 değil 3-0'da bitebilirdi. Alfredo'dan acil bir Boca yorumu bekliyorum! Bu arada Defensor'un önümüzdeki turda rakibi yine Arjantin'den, Estudiantes.

Üçleme...

Derbi Manşetleri... Nostalji...


İki enteresan maç. İlki 1-0'lık Bjk-Gs maçı. "Sergen attı, şampiyonluk geldi" değil, İbrahim'in sağ ayağıyla atıp Galatasaray'ın 25 maçlık iç saha serisini bitiren maç. İmparator istedi İbo söyledi manşeti pek arabnesk kaçmış ama güzel olmuş. O günlerde Lorant devri kapanmış bunu da alttan anlıyoruz. İkinci manşet ise Toshack'ın geldiği sezonki TSYD kupası maçı. Maç İnönü'de rakip glaatasaray lakin gelde bunu elin adamına anlat. Toshack'ın yedek ağırlıklı kadrosu İnönü'de 6 gol yer ezeli rakibinden. Nedenini pek hatırlamamak ile birlikte bu maç canlı yayınlanmamıştı diye hatırlıyorum. UEFa kupası finalini banttan yayınlayan bir ülkenin medyası 6 gollü bir İstanbul derbisini yayınlamamış çok mu? Bu arada Suat'ın 2 gol attığı derbi mi olur arkadaş! O nasıl maçmış öyle?

21 Mayıs 2009 Perşembe

Hayret...


Hakikatten çok şaşırdım Serkan Çalık'ın sözleşmesinin uzatıldığını duyunca. Aslında olması gereken buydu zaten. Forman altında ağır bir sakatlık yaşamış bir oyuncun, hem genç hem yerli hem az maliyetli, üstelik geçen sene sana oldukça sıkıntılı dönemlerde fayda da sağlamış. Ama niyeyse (!) Galatasaray yönetiminin artık gelenek haline dönmeye başlayan vefa (!) örnekleri gibi bu arkadaşa da vefa (!) gösterip kapı önüe koyacağını bekliyordum, lakin biten sözleşmesini uzatmışlar Serkan Çalık'ın. Kısıtlı yeteneklerine karşı bilhassa sürati ve sert şutları ile forvet rotasyonuna mutlaka sokulması gereken bir eleman Serkan Çalık. Tabi sakatlıktan tam manasıyla kurtulabilirse. Ama bu sağlık ekibi ile işi zor gibi gözüküyor. Mübarek, sanki sağlık ekibi değil kırıkçı-çıkıkçı gibi çalışıyorlar. Adamın dizi kırılmış "damar damar üstüne binmiş" diye gönderiyorlar. Yoksa bu kadar sakat ve dönüş süreleri şanssızlıkla açıklanamaz.

Napoli'deki Milan Tabutu...

Bir ara böyle tabutlu göndermeler bizde de yapılırdı. Derbilerde sonuca göre kaybeden tarafın renklerine boyanmış şeklen tabuta benzeyen karton ya da tahta parçaları elden ele dolaşır dalga geçilirdi. Aynı iki sene önce Malatyalılar'ın Elazığ tabutu taşıyıp cenaze namazı kılmaları gibi. Bu fotoğraf karesi de Napoli'nin şampiyonluk kutlamalarından. Milan'ın tabutu bizdekinin aksine çok daha gerçekçi ve estetik. Ayrıca tabutun tribünleri dolaşma seremonisi de daha bir resmiyete sahip gibi.

Yayla Cup gibi UEFA Finali...


Vasat finalistler, vasat futbol, rezil ötesi yayın anlayışı ve tribünlerden yükselen "Dağ başını duman almış, Türkiye!! Türkiye!!, Her zaman her yerde En büyük Fener!" gibi maç ile alakası olmayan yersiz, saçma sesler! Bir hafta önceki Türkiye Kupası finalinin bir kopyası oldu bu saydıklarım. Yeni statüsü ile artık daha güçlü takımların mücadele edeceği ciddi bir platform olacak 2 numaralı kupa. Yine de yapılan yatırımlar, oynadığı güzel futbol ve eski dost Luce'den ötürü Donetsk'in kazanmasına sevindim. Büyük ihtimal Platini'de buna çok sevinmiştir. Bundesliga 10.'sunun kaldırdığı bir Avrupa kupası futbol alemi ile dalga geçmenin resmi olacaktı çünkü. 3.'leri ve 4.'leri Şampiyonlar Ligi'nin değişmez elemanı yaparak iyice elden ayaktan düşürdükleri UEFA kupası tabiri yerindeyse Inter-Toto seviyesine düşmek üzereydi. Çok şükür fişi çekildi de bu eziyetten kurtulduk. 9-10 sene önceki UEFA kupasının yerinde yeller esiyor maalesef! Nerede Arsenal'ler, Juventus'lar, nerede pert olmuş Bremen'ler, kendi liginde bile şampiyon olamayan Donetsk'ler.

Ayrıca tribünde sarı kırmızı atkı ve formalı adam arayıp dövmeye çalışan, maç boyunca sahadaki Bremen ve Donetsklileri desteklemek (!) için sürekli Fenerbahçe tezahüratı yapan arkadaşları da anlayabilmiş değilim. İki sene önce "sulu derbi"de Galatasaray'lı futbolcular maç sonu orta saha'da nöbet tutmuşlardı hani, Fenerbahçeliler bayrak dikmesinler diye. O olaya benzettim geceki hadiseyi. Hazır kupa İstanbul'a gelmişken başında nöbet tutalım ne olur ne olmaz Galatasaraylılar yine alır mazallah gibilerinden bir durum.

20 Mayıs 2009 Çarşamba

Borcunu Taraftar'dan Çıkarmak....

Neredeyse her Genel Kurul öncesi "aday olan varsa önce kulübün bana olan borcunu ödesin!" diyerek aba altından değil baya baya gözümüze sokuyor Yıldırım Demirören kulübün mali yapısının kendine olan göbekten bağını. Açıklanan Galatasaray derbisi bilet fiyatları artık bir konudan kesinkes emin olmamı sağladı. Kendisine zengin rakip gelmeyeceğini gören Başkan "madem kulüp taraftarın, o zaman borcumu ödeyin ulan!" misali bilet fiyatları belirlemiş. Kimse kusura bakmasın bunun adı "karaborsacılık"tır. Hasret ile beklenen şampiyonluk arefesinde taraftarı ne kadar yolsam kardır anlayışı içerisinde önce Fenerbahçe derbisinde ardından da Galatasaray derbisinde değme kapitaliste bile insaf dedirtecek fiyatlar çıkarılması mevcut durumu göz önünde bulunduran Başkan ve yönetimin kısa vadede taraftar üzerinden rant elde etme hamlesidir. Demirören'in kulüpten alacakları ödenmedikçe herhalde bu taraftar daha çokça bu meblağları ödemek zorunda kalacak!

19 Mayıs 2009 Salı

+18...


Palermo-Catania rekabeti (!)... Palermo Store'un gözünden bile böyle yansıtıldıysa her maçlarında kan dökülmesi hiç anormal bir durum değil.

Fenomen...

Medya'nın yıldız oyuncu takibinde son nokta!

18 Mayıs 2009 Pazartesi

İyi ki Doğdun!!!

18/05/1954

8-6= Zalad'ın Satılmışlık Katsayısı!


92-93 sezonu Ankaragücü: Beşiktaş-Ankaragücü (6-0,4-0)- Galatasaray-Ankaragücü (3-0,8-0) ayrıca, Ankaragücü-Fenerbahçe (0-4), Karşıyaka-Ankaragücü (5-0)

Yıllar geçti üzerinden hala aynı muhabbet hele ki Beşiktaş-Ankaragücü maçları arefelerinde yapılır. Malum 8-0'lık maç. Hani şu Zalad'ın hain mertebesine çıktığı ligin son maçı. Hani aynı sezon Beşiktaş'tan 6, Karşıyaka'dan 5 gol yiyen Ankaragücü'nün Galatasaray'dan 8 gol yediği ve bu maçın şaibeli olduğundan dem vurulan maç. Çoğu Galatasaray'lı gibi ben de keşke 8 değil de 2-0 bitseydi de kimse bir şey söyleyemeseydi diye düşünürüm. Çünkü tek farklı Galatasaray galibiyeti bile şampiyonluğa yetiyordu. Ama atılan 8 gol pek çok kimsenin garibine gitti nedense! Aynı sezonda şampiyonluktaki diğer rakipten 6 gol yiyen bir takımın diğer adaydan 8 yemesi kaybedilen şampiyonluğa aranan kılıf için ideal bir durumu oluşturmuştu. "Şerefli İkincilik" kavramı da bu maçtan sonra girmişti literatüre. O günden beri bu 8-0 "Şaibe" muhabbetleri özellikle her yılın bahar aylarında gündeme gelir tezahüratlara yansır. Tabi bazen ters teptiği de olur! 2006 yılında 33. haftada İnönü stadında Hasan Kabze'nin son dakika golünden önce Sabri topu orta sahadan Hakan Şükür'e şişirirken kapalı tribünden "Zalad gelsin sizi kurtarsın!" tezahüratları yapılıyordu. Neyse ki Cordoba, Zalad'ı kurtardı da (!) Kabze'nin golü geldi. Kaçan şampiyonluğun verdiği asabiyet ile yapılan açıklamalar tabi ki anlaşılır. Lakin o sezon Ankaragücü'nün durumu ve keza zaten son haftaya averaj ile önde giren Galatasaray'ın konumları göz önünde bulundurulduğunda hala 8-0'a atıfta bulunmak ne derece orijinal bir tribün refleksidir tartışılır. Geçen sene Liverpool-Beşiktaş maçında goller geldikçe içlerinin yağı eriyen binlerce Galatasaraylı ve Fenerbahçe'linin aksine sinir krizi geçiren ben bu Ankaragücü muhabbeti açılınca maalesef bu maça atıfta bulunma zorunluluğunda görüyorum kendimi. Beşiktaş'ın 100. yıl belgeselinde Recep Çetin, Galatasaray-Ankaragücü maçının skora ithafen şöyle diyordu "Yani bir takım nasıl olurda 8 gol yer anlamak mümkün değil!" Vallahi hakim bey Recep'in söylediklerine aynen katılıyorum. Benim anlamadığım rakibini iki maçta da yenemeyip (bkz 92-93 Gs-Bjk maçları) elleri ile şampiyonluğu verip sonrada haksız olduğunu bile bile iftira atmak nasıl bir futbolcu refleksidir. Bu sene 3 büyükler arasında Beşiktaş isteği ve inancı ile açık ara bu Lig benim demiştir ve büyük ihtimal İnönü'de Galatasaray'ı yenip belki de şampiyonluk turunu da atacaktır. Bu sene kazanılan şampiyonluğa kimsenin çamur atma hakkı olmadığı kadar geçmişte elde edilenlere çamur atma hakkı da kimse de yoktur.

Erhan vs İzmir...

Adı Küçük kendi "Büyük" kardeşimiz yine yaptı yapacağını. Ligin "paşası" hoş geldin evine!

17 Mayıs 2009 Pazar

Gün 17 Mayıs...

Yunan dilinde "poli" demek "kent" demektir. Sadece İstanbul için kullanırlar çünkü onlar için tek kent İstanbul'dur. Buralarda ise "gün" kelimesi sadece bugün için kullanılır. Çünkü bizim için tek gün, bugündür. Tarih Galatasaray gün 17 Mayıs...

16 Mayıs 2009 Cumartesi

Sentez...


Halı Saha(!)-Langırt

15 Mayıs 2009 Cuma

Maradona'nın Evrimi 1980-2009



Keegan'ın formasını alırken ne kadar da saf, temiz bir aile çocuğu gibiymiş Diego. Brezilya forması değil ama dönemin İngiltere forması da yakışmış hani Deigo'ya.

Bata ve Barca'ya Bir Düzine Gol...

Resimdeki rahmetli abimizin ismi Agustin Arana ya da Bilbao'luların ona verdiği ad olan "Bata". 7 sezon forvet mevkisinde formasını giydiği Athletic Bilbao'da harika sezonlar geçirmiş ve 1930-31 senesinde La Liga gol krallığını elde etmiş. Bu abimiz ile ilgili enteresan bir bilgi daha. La Liga tarihinin en farklı skorlu maçı olan Athletic-Barcelona (12-1) maçında Bilbao'nun attığı 12 golün 7'sini atarak lig tarihinde Barcelona'ya bir maçta en fazla gol atan oyuncu olmuş. Onun ve Zarra'nın hikayeleriyle büyüyen Bask'lar Llorente ve arkadaşlarından da benzer mucizeler bekliyorlar lakin aradan geçen onlarca sene Bilbao'yu ve takımın misyonunu da değiştirmişe benziyor.

14 Mayıs 2009 Perşembe

Şampiyon Lazio...



Lazio her turunda oynadığı futbolla hak ettiği kupayı kazanmış oldu. Son penaltıdan sonra tribünlerin adeta yıkılıyor gibi birbirine geçmesi ve taraftarın coşkusu başarıya olan açlığı tesciller gibiydi. İyi başlanılan fakat devamında büyük çöküş yaşanan bir sezonda ligdeki hayal kırıklığının İtalya Kupası ile giderilmesi Lazio için sezonun iyi bitmesi manasına geldi.

Bunun Adı Orantısız Güç!!!

Barcelona müthiş oynadı ve Bilbao'yu sahadan sildi. İkinci yarının başındaki dalgaya dayanamadı Bask'lılar. Bilbao kazansın isterdik ama hak eden kazandı. Ne demişler bükemediğin bileği öpmeyi bileceksin! Bilbao taraftarının bazı taşkınlıkları gereksizdi lakin Daniel Alves'e gelen Lipton İce Tea kutusu benim gibi pek çok arkadaşta da ufak bir tebessüm yaratmadı değil hani :)

13 Mayıs 2009 Çarşamba

K.O.-Yusuf Wins!!!

Ne 2 gol atan Bobo ne de kaleyi şutlarıyla döven Tello. Maçı koparan adamlar Ernst ve Yusuf Şimşek'tir Beşiktaş'ta. Özellikle 3. golde Gökhan'dan topu söküp alması Mortal Kombat K.O. durumlarında yapılan "Finish Him" nidalarıyla vurulan ölüm vuruşu gibiydi. Fenerbahçe ise geleneği sürdürdü ve kupada yine kazanamadı. En azından Türkiye Kupası bir sezon daha hedef olarak kalmış oldu. Volkan Babacan ise maalesef sınıfta kaldı. Böyle genç bir kalecinin derbi maçta böylesi goller yemesi yedek kulübesine 4-5 senelik rezervasyon yaptırması manasına gelir!

Yeni Nesil Nobre!!!

Maçın şu an devre arası ve maçın nasıl ve kimin galibiyeti ile biteceği bu hususta pek önemli değil. Türk futbolu yeni Nobre'sini bulmuştur. Galatasaray vs.Nobre deathmatch'larından sonra Guiza vs. Beşiktaş geleneği bugünkü gol ile oluşmuştur. Ezeli rakibine karşı 3'te3 yapmak Guiza'yı caminın gözünde transfer faciasından gol umudu mertebesine tekrar çıkarmıştır. Hayırlı uğurlu olsun ne diyelim!

(Bu arada Lugano maçı tamamlayabilir mi merak içindeyim!)

Lula & Ronaldo...


Devlet başkanı Lula ve Ronaldo karşılıklı paslaşıyorlar (!). Hakikatten Brezilyalıların hepsi topla doğuştan haşır neşirmiş be arkadaş. Adamların devlet başkanı kafa ile paslaşabilirken bizim milli oyuncularımız 3 metreye pas atamıyorlar.

12 Mayıs 2009 Salı

Yarın 13 Mayıs!!


Haydi Llorente, Joseba, Yeste, Lopez! Maç sonu saha içi böyle olmasın ama skor aynen böyle olsun diliyorum! Kupa Bilbao'ya gelsin!

Flamengo 1971...

Şimdilerde Adriano'yu alıp rakiplerinin Ronaldo ve Fred transferlerine nispet yapan Flamengo Ronaldinho'nun da peşindeymiş. Efsane bir kadro kurmayı düşünüyorlarmış. Ama 1971'deki kadro kadar efsane bir kadronun oluşturulamayacağını iddia ediyor taraftarların pek çoğu. Zaten içinde Zico'nun olduğu bir kadrodan daha iyisini bulmak imkansız gibi bir şey.

Ubirajara Alcântara, Aloísio, Tinho, Reyes, Liminha,Paulo Henrique,Rogério, Samarone, Zé Eduardo, ZICO,Rodrigues Neto.

11 Mayıs 2009 Pazartesi

Büyük Adamsın Vesselam!!!


"The level of passion is like nothing I have ever experienced before. The support that we get is fantastic. I don't think any club can come close to what we can produce. If anyone wants to say their fans are better, I would bet money that they are not! " (Harry Kewell-FIFA.com röportajı)

Milan-Juve: 1-1.. Neredesin Beyaz Melek...


Maç ile ilgili akılda kalacak pek bir şey yok aslında. Juventus'ta Del Piero Milan'da ise Pato ve Ronaldinho yedekteydiler. Goller dışında maçın en keyifli anları San Siro'da patlatılan İtalya'ya has ses bombalarıydı zaten. Bir de hakemin görmediği pozisyonda Pato'ya yapılan penaltı ve devamında Favalli'nin kırmızı kartı. Milan yine Inter'in puan kaybettiği bir hafta kazanamadı. Eğer yazın bir transfer devrimi yapılmaz ise önümüzdeki yıllarda Serie A şampiyonluğu ve Avrupa Milan için uzak hedefler olarak kalacak. Maçtan önce televizyon'da Beyaz Melek vardı. Onun üstüne Milan maçı seyretmek hakikatten duygusal değişmelere yol açtı. Maçın herşeye rağmen en iyisi Maldini "41", yanındaki Favalli "37", kaledeki Kalac "38", İnzaghi "35", Beckham"34", Seedorf-Pirlo-Ambrosini "artı 30" diziliminde ki bir kadroyu görünce kenarda Mahsun'u aradım işin açıkçası. Milan'ın en az 5 tane genç ve 11'e girebilecek isme ihtiyacı var. Aksi halde takım ertesi sene Milano belediyesinin bakım evlerinden seçilmeye başlanacak.